Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Ana Sayfa / Hastalıklar / Epilepsi

Epilepsi

Epilepsi, beynin bir bölgesindeki hücrelerin anormal elektrik sinyali yollamasıyla ortaya çıkmaktadır. Halk arasında “Sara” diye adlandırılmakta olan Epilepsi; doğum sırasında ya da sonrasında bir nedenle beyin hasarı yaşayan kişilerde gelişen kronik bir hastalıktır.

Epilepsi, 4000 yıl ve daha öncesine kadar uzanan yazılı kayıtlarıyla dünyanın en eski tanınan hastalıklarından biri olmakla birlikte; ayrımcılık, batıl inanç, damgalama, korku, utanç ve yanlış anlama yüzyıllardır epilepsiyi farklı tanınmasına sebep olmuştur. Günümüzde birçok ülkede devam etmekte olan; damgalama ile ayrıca hastalığı olan kişilerle ailelerinin yaşam kalitesi hastalığı önemli ölçüde etkilemektedir.

Epilepsinin kesin tedavisini sağlayabilen bir ilaç şu an için mevcut olmasa da; nöbet geçirmeyi önleyici stratejiler ve ilaçlar ile kontrol altında tutulabilen bir rahatsızlıktır.

Epilepsi, Eski Yunanca’da “epilambánōεπιλαμβάνω, επιλεπ-tutulmak, kriz gelmek fiilinden türetilmiştir. Yunanca fiil Eski Yunanca “lambánō, lep- λαμβάνω, λεπ-” almak, tutmak fiilinden “epi+” önekiyle türemiştir.

Epilepsi

Epilepsi

Beyinde bulunan nöronların ani ve kontrolsüz boşalmaları neticesinde; vücudun bir bölümü ya da tüm vücudu etkileyen, alışılmadık davranış dönemleri, duyulara ve bazı zamanlar bilinç kaybına neden olan bağırsak veya mesane fonksiyonunun kontrolünün eşlik ettiği kısa istemsiz hareket atakları olan tekrarlayan nöbetler ile karakterize merkezi sinir sisteminde nörolojik bir bozukluktur.

Epilepside beynin farklı bölümleri ani ve kontrolsüz deşarjlarla meydana gelen nöbetler; kısa süreli dikkat kesintileri ve/veya kas kasılmaları ve bunun yanında vücudun şiddetli ve uzun süreli istemsiz kasılmalarına kadar değişebilmektedir. Epilepsi nöbetlerinin sıklığı yılda 1’den günde birkaç taneye kadar değişebilmektedir. Her nöbet epilepsi anlamına gelmemekle birlikte dünyada insanların % 10 kadarı yaşamları boyunca bir nöbet geçirebilmekte olup; iki veya daha fazla nöbet geçirme durumunda epilepsi olarak tanımlanabilmektedir.

Epilepsi Çeşitleri

Kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlı olarak; beyin hücrelerinde geçici anormal elektrik yayılması sonucu ortaya çıkmaktadır. Ayrıca fark edilmeyecek kadar hafif nöbet çeşitleri ile beraber kırkın üzerinde epilepsi nöbeti tanımlanmıştır. Gelişen tanı yöntemlerinin ardından yeni yapılan sınıflandırmalar ile birlikte; farklı nöbet isimlerinin ortaya konmasıyla aynı nöbet farklı isimlerle adlandırılmaktadır.

Epilepsi genel olarak; beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan Parsiyel Nöbetler ile beyinde yaygın olarak başlayan Jeneralize Nöbetler olarak nedeni farklılığı ile bağlantılı iki çeşidi bulunmaktadır.

Epilepsi Belirti ve Bulguları

Nöbetlerin özellikleri değişmekle birlikte; rahatsızlığın beyinde ilk nerede başladığı ve ne kadar yayıldığına bağlı olarak değişmektedir. Farkındalık, bilinç kaybı ve hareket bozuklukları, görme, işitme ve tat alma duyuları, ruh hali ile birlikte diğer bilişsel işlevler gibi geçici semptomlar ortaya çıkabilmektedir.

Epilepsi hastaları nöbetlere bağlı yaralanmalardan kaynaklanan kırıklar ve morarma gibi fiziksel problemlerin yanı sıra; anksiyete ve depresyon gibi psikolojik durumlara sahip olma eğilimindedir. Epilepsili bireylerde erken ölüm riski üç kat daha fazla olmakla birlikte; en yüksek erken ölüm oranları kırsal alanlar, düşük ve orta gelirli ülkelerde görülmektedir. Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde epilepsiye bağlı ölüm nedenlerinin büyük bir kısmı; düşme, boğulma, yanıklar ve uzun süreli nöbetler olarak görülmektedir.

Epilepsi Tanısı

Epilepsinin tanısı; nöbetlerin sıklığı, süresi, hangi yaşlarda başladığı nörologlar tarafından hastalıkla ilgili detaylı tıbbi öykü alınarak ve fizik muayene sonrasında CT, EEG, MRI ve PET gibi tetkiklerin neticesinde kesin tanı konulabilmektedir. Ayrıca enfeksiyon nedeniyle çıktığı düşünülmesi durumunda kan analizlerini içeren laboratuvar testleri tanı koymakta yardımcı olmaktadır.

ElektroensefalografiEEG; kafatası bölgesine yerleştirilen elektrotlar yardımıyla beyinde meydana gelen kontrolsüz elektriksel aktiviteleri kayıt altına alarak, hekimin epilepsi tanısını koymasına yardımcı olmaktadır.

Manyetik Rezonans Görüntüleme MRI; beyin dokusunun ayrıntılı bir şekilde incelenmesini sağlamasının yanı sıra Manyetik Rezonans Tomografi MRT ile birlikte beynin farklı bölgelerinde epilepsi gelişimine neden olabilecek anormallikler tespit etmesinde ve epilepsi tanısında faydalı önemli radyolojik tetkiktir.

Bilgisayarlı TomografiCT; kafatasını belli kesitlere ayırarak farklı bir şekilde görüntülenmesi ve bununla birlikte nöbet gelişimine neden olabilecek kanama, kist ve tümör alanlarının tespit ederek incelenmesini sağlayan radyolojik tetkiktir.

Pozitron Emisyon TomografiPET; damar yolundan düşük dozda radyoaktif madde kullanılarak beynin elektriksel aktivitesi görüntüleri alınarak incelenmesi gerçekleştirilmektedir.

Epilepsi Nedenleri

Epilepsinin nedenleri; bağışıklık, genetik, metabolik, yapısal ve bununla birlikte altta yatan birçok hastalık mekanizması epilepsiye yol açabilmektedir. Küresel olarak vakaların yaklaşık olarak yüzde 50’sinde hastalığın nedeni bilinmemektedir.

Doğum öncesi veya oksijen kaybı, doğum sırasında travma, düşük doğum gibi nedenlerden kaynaklanan beyin hasarı; ilişkili beyin malformasyonları ve bununla birlikte doğuştan anormallikler veya genetik durumlar nedenleri arasında gösterilmektedir. Ayrıca ciddi kafa travmaları, beyne giden oksijen miktarını sınırlayan inmenin yanı sıra menenjit, ensefalit veya nörosistiserkozis gibi beyin enfeksiyonları, belirli genetik sendromlar ve beyin tümörü sık rastlanan epilepsi nedenleri arasındadır.

Epilepsi Tedavisi

Epilepsiye bağlı nöbetler çoğu zaman kontrol edilebilmekle beraber hastalığa maruz kalan bireylerin; yaklaşık yüzde 70’i, uygun antiepileptik ilaç tedavileri ile birlikte nöbetsiz bir hale gelebilmektedir.

Epilepside günlük ilaçlarla düşük maliyetli tedaviler mevcut olup; Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen lamotrigin, topiramat, vigabatrin, levatirasetam gabapentin, pregabalin ve zonisamit gibi yeni nesil anti-epileptik ilaçlarla nöroloji, beyin cerrahisi, fiziksel tıp ve rehabilitasyon, çocuk sağlığı ve hastalıkları, psikiyatri uzman hekimleri tarafından düzenlenen rapor ile reçete edildiğinde bedeli ödenmektedir.

İlaç tedavisi, çoğu zaman hastaların önemli bir bölümünde etkili olmasına rağmen; bazı hastalarda beklenen etki sağlanamaması durumun cerrahi tedaviler uygulanabilmektedir.

Epilepsi cerrahisinde epileptik odağın kaldırılmasında rezektiv cerrahi uygulanmasının yanı sıra; nöbet yayılım yollarının kesilmesi, sıklık ve şiddetini azaltmaya yönelik olan fonksiyonel cerrahi veya palyatif cerrahi adı verilen yöntemler uygulanmaktadır.

Epilepsi cerrahisinde uygun bazı hastalarda; göğüs altına yerleştirilen pil ile vagus siniri belli aralıklarla uyarılmasıyla nöbetlerde azalma sağlanabilen vagus sinir stimülatörü adı verilen tedavi uygulanabilmektedir.

Belli tür epilepsilerde; yağdan çok zengin beslenilmesi prensibine dayanan diğer bir tedavi seçeneği olan ketojenik diyet tedavisi uygulanmaktadır.

Epilepsiyi Önleme

Epilepsi vakalarının tahmini olarak yüzde 25’i önlenebilmektedir.

  • Kafa travmasını önlemek, travma sonrasında epilepsiyi önlemenin en etkili yollarından biridir.
  • Yeterli derecede perinatal bakım, doğum yaralanmalarının neden olduğu yeni epilepsi vakalarını azaltılabilmektedir.
  • Çocuklarda ateşli vücut ısısını düşürmek için ilaç ve diğer yöntemlerin kullanılması ateşli nöbet olasılığını azaltılabilmektedir.
  • Diyabet, Obezite ve Yüksek Tansiyon gibi kardiyovasküler risk faktörlerinin azaltılması veya kontrol etme önlemlerinin yanında; tütün ve aşırı alkol kullanımından kaçınma inme ile ilişkili epilepsinin önlenmesinde önemli fayda sağlamaktadır.
  • Merkezi sinir sistemi enfeksiyonları; birçok düşük ve orta gelirli ülkenin yoğunlaştığı tropik bölgelerde epilepsinin yaygın nedenleridir.
  • Özellikle tropik bölgelerde nörosistiserkozis gibi parazitlerin ortadan kaldırılması ve enfeksiyonlardan korunmaya dair eğitimler epilepsiyi azaltmanın etkili yolları arasında gösterilmektedir.

Epilepsi Hastalık Oranları

Epilepsi, dünyada yaklaşık 50 milyon insanı etkileyen bulaşıcı olmayan bir beyin hastalığı olup; dünyadaki hastalık yükünün önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Belli bir zamanda aralığında devam eden nöbetlerle ve/veya tedaviye ihtiyaç duyan aktif epilepsili genel popülasyonun tahmini oranı 1000 kişi başına 4 ile 10 kişi arasında görülmektedir.

Küresel olarak, her yıl tahmini olarak beş milyon kişiye epilepsi teşhisi konmasının yanında; bu rakam Türkiye’de nüfusunun yaklaşık olarak yüzde 1’inin epilepsi hastası bulunmaktadır. Yüksek gelirli ülkelerde, her yıl epilepsi teşhisi konan 100.000 kişide 49 kişi olduğu; düşük ve orta gelirli ülkelerde, bu rakam 100.000 kişide 139 kişi olarak tahmin edilmektedir. Düşük ve orta gelirli ülkelerde riskin artması; karayolu trafik yaralanmaları, doğumla ilgili yaralanmalar ile aynı zamanda koruyucu sağlık programlarının erişilebilirliği gibi tıbbi altyapıdaki farklılıklar riski artırmaktadır. Ayrıca düşük ve orta gelirli ülkelerde; sıtma ve taenia solium‘un neden olduğu santral sinir sisteminin parazitik bir enfeksiyonu olan nörosistiserkozis gibi endemik durumlar eklendiğinde epilepsi hastalarının yaklaşık olarak yüzde 80’ini oluşturmaktadır.

Tarihçesi 

Epilepsinin insanları kayıtlı tarihin başlangıcından itibaren etkilediği düşünülmektedir. Epilepsi ile ilgili ilk raporlar, yaklaşık M.Ö. 2.000’li yıllara ait Antik Çağ Mezopotamya‘da Asur metinlerine kadar uzanmaktadır. Metinde anlatılan kişi bir ay tanrısının etkisi altında olduğu teşhis edilmesinin ardından şeytan çıkarma işlemine tabi tutulmuştur. Ayrıca antik tarih boyunca, epilepsi hastalığı ruhsal bir durum olduğu düşünülmüştür. Özellikle M.Ö. 1790’lı yıllara ait Hammurabi Yasasında satın alınan kölenin bir ay içinde epilepsi olduğu ortaya çıkarsa geri verilmesini içeren bir bölüm yer almaktadır.

Dünyanın en eski cerrahi dokümanı olan M.Ö. 16. yüzyıla ait Edwin Smith Papirüsü, epileptik nöbeti olan bireylerin vakalarını anlatmaktadır. Epilepsinin bilinen en eski ayrıntılı anlatımı M.Ö. 1067-1046 yıllara ait tıbbi tanı metni olan bir Babil çivi yazıtı Sakikku Kil‘de “miqtutüm hastalık” olarak adlandırılmıştır. Epilepsinin doğaüstü durumunu gösteren yazıt; her nöbet türü bir kötü ruhun veya tanrının bir adıyla ilişkilendirilmiştir. Farklı nöbet tiplerinin birçok özelliğinin açıklandığı yazıtta; durumu ruhani yollarla manevi bir tedavi uygulandığı tahmin ediliyor. M.Ö. 900’lü yıllarda Hint bilgelerinden Atreya Punarvasu; epilepsiyi bilinç kaybı olarak tanımlanmıştır. Bu tanım aynı zamanda M.Ö. 400’lü yıllarda Charaka Samhita‘nın Ayurvedik metninde yer almıştır.

Aşıkların Azizi

saint valentine epilepsiKuzey İtalya’da epilepsi bir zamanlar geleneksel olarak “Saint Valentine Hastalığı” olarak anılmıştır. 3. yüzyılda Aşıkların Azizi olarak da bilinen her yıl 14 Şubat günü anılan ve zamanla bu gün Sevgililer Günü‘ne dönüşen Roma azizlerinden biri olan Saint Valentine; epilepsili insanları iyileştiren ikonik temsillerinde görülmektedir. Bu tür ilk temsil, 1493 yılında basılan resimli bir kitap olan “The Nuremberg Chronicle“da; Aziz, nöbet geçiren veya iyileşen biri ile resmedilmiştir.

Antik Roma’da eski hekimler; aynı zamanda epilepsiyi tespit etmek ve nöbeti tetiklemek için jet taşı olarak bilinen Likya’da Gagai yakınlarında “Gages” denilen bir nehrin haliçinde bulunduğu ve bu nehrin adını aldığı “gagates taşı“nı yakarak yaygın olarak kullanmıştır. Ayrıca bazı zamanlar ışığa duyarlı dönen bir çömlekçi çarkı epilepsinin teşhisinde kullanılmıştır.

Büyük Hastalık

Eski Yunan’da epilepsi hastalığının çelişkili görünümleri ile bir tür ruhsal sahiplenme olarak düşünmüş olmalarına rağmen; aynı zamanda durumu deha ve ilahi olarak ilişkilendirerek kutsal hastalık olarak isimlendirmiştir. Ayrıca, Yunan mitolojisinde onları üzenlere musallat olan Ay tanrıçaları Selene ve Artemis ile ilişkilendirilmiştir. M.Ö. 5. yüzyılda tıbbın babası olarak bilinen Hipokrat, hastalığa ruhların neden olduğu fikrini kabul etmeyerek; “Kutsal Hastalık Üzerine” adlı kitabında, epilepsinin kökeninin ilahi olmadığı ve bunun yerine ayrıca beyinden kaynaklanan tıbbi olarak tedavi edilebilir bir sorun olduğunu öne sürmüştür. Hipokrat, hastalığın erken yaşta ortaya çıkması durumunda; kötü sonuçlarını tarif etmesi ve bununla birlikte ilişkili sosyal utanç ve fiziksel özellikleri belirtmiştir. Özellikle Hipokrat, epilepsiden kutsal hastalık olarak bahsetmek yerine, büyük hastalık terimini kullanmasının yanı sıra; hastalığın fiziksel kökenini detaylandıran çalışmasına rağmen, görüşleri kabul edilmemiştir. Ne yazık ki, Epilepsi ile ilgili kötü ruhlar 17. yüzyıla kadar suçlanmaya devam etmiştir.

Özellikle 1800’lü yılların ortalarında Fransa, Paris’te bulunan modern nöroloji‘nin doğduğu Pitié-Salpêtrière Üniversite Hastanesinden nörolojinin babası olarak bilinen Fransız nörolog Jean-Martin Charcot; Antik Roma’dan itibaren tanrılar tarafından lanetli olarak görülen histerik kişilik bozukluğunu epilepsiden ayırt etmesinin ardından “morbus comitialisepileptiktoplantı salonunun hastalığı olarak görülmesini sağlamıştır. 19. yüzyılın ortalarından itibaren ilk etkili nöbet önleyici ilaç olan “bromür” piyasaya sürülmüştür. İlk modern tedavi olan “fenobarbital” 1912 yılında geliştirilmesinin ardından 1938 yılında “fenitoin” kullanıma girmiştir.

Referans

Referans

Fotoğraf: Geralt adlı kişinin Pixabay‘daki fotoğrafı

Epilepsi

Epilepsi

Hakkında hipokratist

Ayrıca Kontrol Et

Lökosit

Lökosit

Lökosit – LEU, Beyaz Kan Hücresi ya da Akyuvar olarak bilinmekte olup; bağışıklık sisteminin önemli …

Bir cevap yazın