Globulin; bağışıklık sistemi ve karaciğer tarafından üretilen, kandaki proteinlerin %40’ını oluşturan bir çeşit protein grubudur.
Kendi içinde Alfa1, Alfa2, Beta ve Gama olarak 4 gruba ayrılan Globuline; albumin ile birlikte kandaki toplam proteinlerden biri olarak tüm hücrelerin ve dokuların önemli yapı taşlarıdır. Karaciğer fonksiyonunda, enfeksiyonla mücadelede ve kanın pıhtılaşmasını önlemede önemli bir rol oynayan Globulin; genel sağlığın yanı sıra büyüme ve gelişme için gerekli besin maddelerinin taşınmasına yardımcı olmaktır.
Globulin Nedir?
Globülin, albüminlerden daha yüksek moleküler ağırlığa sahip ve saf suda çözünmeyen ancak seyreltik tuz çözeltilerinde çözünebilen başlıca kan proteinleridir.
Globulin Nasıl Ölçülür?
Globulin miktarının ölçülebilmesi için kan örneği ve diğer bir seçenek olarak idrar analizi kullanılabilmektedir.
Genellikle globulin değerlerini test etmek için toplam protein testi veya serum protein elektroforez testi kullanılmaktadır. Toplam protein testi, kandaki Alfa 1, Alfa 2 ve beta globulin proteinlerinin miktarını ölçmektedir. Globulinler, serum protein elektroforezi kullanılarak birbirinden ayırt edilebilmesi ile gamma globülini ve diğer proteinleri ölçmektedir.
Globulin testi için önce sağlık teknisyeni tarafından kanın bir örneği alınmaktadır. Çoğunlukla dirseğin iç tarafı veya elin arkasında bulunan bir damardan alınmaktadır. Bunlara ek olarak, parmaktan alınmasının yanı sıra yeni doğanlar için topuk çubuğu ile topuktan kan çekilebilmektedir. Ayrıca kan tahlilinden önce uzun süre ayakta durma veya işlem sırasında bağlanan turnikenin uzun süre kolda kalması halinde yanlış sonuç alınması ihtimali bulunmaktadır.
Globülin seviyesinin idrarda ölçülebilmesi için en önemlisi hastadan 24 saatlik idrarının toplanması istenmektedir. Önce sağlık teknisyeni, hastalara idrar toplama ve saklanması işlemini testin tekrarlanmaması için detaylı olarak anlatmaktadır. Sonrasında doğru sonuçlar alabilmek için idrarın belirlenen şartlar altında bir kapta toplanması ve saklanması gerekmektedir.
Ölçümler geleneksel biüre reaktifi, kjeldahl, boya bağlama, refraktometri gibi diğer kimyasal yöntemlerin kullanıldığı laboratuvar testleri; bunun dışında gelişmiş tıbbi teknoloji ile birlikte otomatik analizörlerde gerçekleştirilmektedir. Tıbbi laboratuvarlara bağlı olarak testler genellikle 12 saat içinde sonuçlanmaktadır.
Globulin Değerleri
Globulin Normal Değerleri Kaç Olmalı?
Referans aralığı 2.6 – 4.6 g/dL olarak belirlenen Globülin; laboratuvar testleri ile total protein adı verilen albumin globulin oranı karşılaştırılması ile protein seviyelerindeki değişiklikler hakkında bilgi alınabilmektedir. Referans aralığı 3.5-5.5 mg/dL olan albumin ile normal değeri total protein oranı 6.5-8.5mg/dL olarak belirlenmiştir.
Hamilelikte Globulin Değerleri
Hamilelikte tiroksin bağlayıcı globulin adlı hormonunun artıp artmadığını kontrol etmek için yapılmaktadır. Toplam serum T4 hormonu gebelikte referans aralığı 0,03 – 0,1 mu/L değerleri hamilelikte belirli bir dozda arttığı için hipertiroidizm hastalığından kaynaklanıp kaynaklanmadığını anlamak için ek testlere ihtiyaç duyulmaktadır.
Ayrıca hamilelikte antihemofilik globülin testi kanın pıhtılaşmasına bağlı olarak; rahim içi gelişme geriliği, gebelik zehirlenmesi, damar tıkanıklığı ve düşük gebelik gibi durumların teşhisinde kullanılmaktadır.
Bebeklikte Globulin Değerleri
Genellikle bağışıklık sistemi ile ilgili olarak bebeklikte globulin değerleri değişmektedir. Bebeklikte immunoglobin referans aralığı 0.2 – 5.7 mg/dL değerleri yaş ilerlemesi ile artış göstermektedir. Dolayısıyla, 16 yaşında 55.5 – 121.3 mg/dL seviyelerine kadar yükselmektedir.

Globulin Düşüklüğü
Gamma globulin eksikliği nedeniyle görülen globülin düşüklüğü; dokularda ödem, karaciğer ve böbrek hastalığının yanı sıra sindirim sistemi tarafından alınan proteinin düzgün sindirilememesi veya emilememesi, yetersiz beslenme, çölyak hastalığı veya iltihaplı bağırsak hastalığı gibi durumları görülebilmektedir.
Karaciğer hastalıklarında globülin düşüklüğü; iştah kaybı, kilo kaybı, koyu idrar, sarılık, soluk dışkı ve yorgunluk belirtileri görülmektedir. Böbrek hastalıklarında globulin düşüklüğü; ciltte kaşıntı, mide bulantısı, sık idrara çıkma, kahve-kanlı-köpüklü idrar, karın-uyluk-yüz çevresinde ödem belirtileri arasında gösterilmektedir.
Yetersiz beslenmeye bağlı globülin düşüklüğü görülebilmekte olup; dengeli ve sağlıklı beslenmek globulinin normal değerlere gelmesine yardımcı olabilmektedir. Meyve, sebze, patates, pirinç, makarna gibi nişastalı yiyecekler, süt ve süt ürünleri, et, balık ve yumurta gibi protein kaynaklı besin grupları uzman kontrolünde normal değerlere gelmesinde fayda sağlayabilmektedir.
Globulin düşüklüğü tedavi edilmediğinde hastalık ilerleyeceği gibi hasarın boyutuna bağlı ek operasyonlar gerekli görülebilmektedir. Ayrıca karaciğer ve böbreklerde geri dönüşü olmayan hasarlar oluşabilmektedir.
Globulin Yüksekliği
Fazla sıvı kullanıldığında ya da kaybedildiğinde meydana gelen dehidrasyon, romatoid artrit, lösemi ve multipl miyelom gibi kemik iliği bozuklukları, HIV veya viral hepatitin görüldüğü kronik enfeksiyon hastalıkları ve otoimmün hastalıklarda görülebilen globulin yüksekliği; laboratuvar testleri sonrasında fiziksel muayenenin yanı sıra hastalık geçmişine bağlı olarak belirtileri değişmektedir.
Kronik enfeksiyon hastalıklarının belirtileri; ağrı, asit reflü, ishal, kabızlık, kaygı, kilo alma, depresyon, ruh hali değişikliği ve yorgunluk görülmektedir. Akut iltihabın belirtileri; ağrı, işlev kaybı, kızarıklık, sıcaklık hissi ve şişme semptomlarını göstermektedir. Dehidrasyon belirtileri; ağız kuruluğu, az idrara çıkma, baş dönmesi, kokulu koyu idrar, susuzluk ve yorgunluk kendini göstermektedir.
Multipl miyelom hastalığında belirtiler; anemi, aşırı kanama ve morarma, enfeksiyon tekrarı, kemiklerde ağrı ve zayıflama, karpal tünel sendromu, hiperkalsemi adlandırılan kandaki kalsiyum düzeyinin artmasıyla görülen kemik yıkımı ile meydana gelen bulantı, iştahsızlık, kafa karışıklığı, kabızlık, susuzluk ve yorgunluk görülmektedir.
Normal değerlerin üzerine çıkmasına neden olan hastalığa bağlı olarak globulin yüksekliği tedavisi uygulanmaktadır. Sıvı ve elektrolit değerler hastanede gözlem altında dehidrasyon durumu kontrol altına alınabildiği gibi intravenöz sıvılarının uygulanmasını içeren tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Multipl miyelom hastalığı, dehidrasyon ve böbrek fonksiyonlarını koruma altına bağlı tedaviler hastanın bol sıvı ve su tüketilmesi istenmektedir.
Globulin yüksekliği tedavi edilmediğinde ya da fark edilmeyen ve tedavisi geciken ciddi komplikasyonlara veya sonuçlara neden olabilecek durumlar çıkabilmektedir.
Globulin Tarihçesi
L’Académie des sciences – Fransız Bilimler Akademisi üyesi doktor Prosper-Sylvain Denis; 1856 yılında çeşitli tuzların serum albüminin serum globülinden ayrılması üzerindeki etkisini araştıran ilk kişidir. 1878 yılında Hammerstein tarafından at ve insan serumunda albumin ve globulinin kantitatif tahmini için tuzun çökeltici etkisinin kullanmıştır. 1882 yılında Burckhardt, köpekler üzerinde globülin konsantrasyonu sabit kalırken serum albümin konsantrasyonunun düştüğünü bulmuştur. Son olarak, 1912 yılında nefrozlu hastalarda serum proteinindeki normalden tek sabit sapmanın albüminin düşmesi olduğunu bildiren Epstein; böylelikle bulgularını albümin-globülin oranı veya A/G oranı olarak ifade etmiştir. Epstein’in raporundan günümüze A/G oranı ifade yöntemi tıp literatürüne geçmiştir.
Hipokratist Sağlık Ansiklopedisi