Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Ana Sayfa / Hastalıklar / Sinüzit

Sinüzit

Sinüzit, burun boşluğunun etrafındaki hava dolu cepler olarak tanımlanabilecek sinüslerin enfeksiyonudur. Sinüsler, normal şartlarda, soluduğunda havayı nemlendirerek ısıtan yapılardan oluşmaktadır.

Sinüsleri temizleyen ince kanalların tıkanması ile başlayan sinüzit hastalığı; ince kanalların tıkanıklığı tedavi veya kendiliğinden açılması ile sinüzit iyileşebilmektedir. Alerji veya soğuk algınlığının ardından meydana gelen ve zaman bakımından akut sinüzit, subakut, kronik ve tekrarlayan sinüzit olmak üzere dört çeşidi bulunmaktadır. Dört haftadan kısa süren sinüzitlere Akut Sinüzit; 4-8 hafta süren akut ile kronik arasında değişkenlik gösteren Subakut; 6-8 hafta boyunca şikayetlerde gerileme ve iyileşme sağlanamayan Kronik; bir yıl içerisinde 3 ya da üzeri akut sinüzit ataklarına Tekrarlayan Sinüzit adı verilmektedir.

Sinüzit

Sinüzit Nedir?

Sinüzit; sinüs adı verilen burun içindeki boşlukların iltihaplanması ve şişmesine neden olan bir kulak burun boğaz hastalığıdır.

Nedenleri

Sinüzit nedenleri, sinüs kanallarının tıkanıklığına bazı burun içi ve sinüslerle ilgili yapısal koşullar ile soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarının ardından sinüzitler görülebilmektedir. Enfeksiyon sırasında burun içini kaplayan mukoza şişmesi ile sinüslerin burun boşluğuna açılmasını engellemektedir. Ayrıca alerjiler, üst solunum yolu enfeksiyonlarına benzer bir sistemle mukoza dokusunun şişmesi ve mukus oluşturması ile sinüs açılışlarını kapatmaktadır. Aynı zamanda burun yapısındaki anormallik – polip, adenoid adı verilen genizeti genişlemesi, yüzme – dalış, sigara, hava kirliliği, üst çene kemiği – diş enfeksiyonları ve tedavilerinin komplikasyonları sinüzite yol açabilecek diğer durumlar arasında gösterilmektedir. Bazı kalıtsal ve bağışıklık sorunları da sinüzitin diğer sebepleri arasında gösterilmektedir.

Sinüslerin burun boşluğuna açılmasının engellediği durumlarda; sinüs içi bakteri, mantar ve virüsler için uygun bir üreme alanı haline gelmektedir. Bakteriyel veya viral üreme sinüslerin içinde bir enfeksiyon oluşturarak sinüzite neden olabilmektedir.

Belirtileri

Sinüzit, sinüslerin içindeki astarın akut veya kronik olabilen iltihaplanması ile meydana gelmektedir. Sinüsler tıkandığında ve sıvıyla dolduğunda, mikroplar ile baş ağrısı ve burunda sarımsı salgılar gibi belirtilere neden olabilmektedir. Sinüzit belirtileri yaş durumuna göre değişebilmekte olup; 7-10 gün üzerinde süren burun akıntısı – tıkanıklığı, öksürük, göz bölgesinde şişlik – akıntı ile birlikte baş – yüz ağrısı, ağız kokusu, ateş, halsizlik, kulaklarda dolgunluk, geniz akıntısı ve koku kaybı semptomlar arasında görülebilmektedir.

Tanı Yöntemleri

Sinüzit tanısı, Kulak Burun Boğaz Uzmanı veya Aile Hekimi şikayetleri muayene sonrası değerlendirmesiyle tanı koyabilmektedir. Buna ek olarak, hekimin burun kültürü, direkt grafi adı verilen röntgen, bilgisayarlı tomografi ve kan testi gibi tetkikler ile tespit edilebilmektedir. Hekim tarafından yapılan kontroller sonucunda, kronik ve tekrarlayan sinüzit için alerji uzmanı veya immünoloğa yönlendirilmektedir.

Tedavi Yöntemleri

Burun boşluğuna açılan hava dolu cepler olarak tanımlanan sinüslerin iltihaplanması durumu olan Sinüzitlerin Tedavisi; hastanın yaşı, nedeni, hangi tip bakteri veya virüslerden kaynaklandığı gibi faktörler hekim tarafından değerlendirilerek farklı tedavi yöntemleri uygulanabilmektedir.

Burun tıkanıklığını giderebilmek için burun spreyi – yıkama ile geniş ilaç sınıfı olarak dekonjestan tedavisi uygulanabilmektedir. Bunun yanında, burun tıkanıklıklarını gidermek için kullanılan baş ve yüz ağrısını gidermek için ağrı kesiciler hekim tarafından sinüzit tedavisinde kullanılmaktadır. Bunlara ek olarak, bakteriyel kaynaklı olan sinüzit tedavisinde antibiyotikler kullanılabildiği gibi, viral kaynaklı olan sinüzitlerde genellikle ilaç tedavisine ihtiyaç duyulmayabilir. Kronikleşen bazı durumlarda endoskopik yöntem veya cerrahi operasyonlar bir tedavi seçeneği olarak sunulabilmektedir. Bebeklerde görülen sinüzit, yaş ilerlemesi sonrasında sinüs kanallarının açılması ile kendiliğinden iyileşebilmektedir.

Risk Faktörleri

İlaç ve antibiyotik tedaviler ile birlikte cerrahi yöntemlerdeki gelişmelere rağmen sinüzite bağlı komplikasyonlar; astım, solunum sistemi ve sindirim kanalında ağır hasar ile seyreden kistik fibrozis ile birlikte zayıf bağışıklık fonksiyonu risk faktörleri arasında gösterilmektedir. Sinüzit, tedavi edilmediğinde ciddi ve yaşamı tehdit eden komplikasyonlar nadir olarak görülmesine rağmen; günümüzde ölümle sonuçlanabilecek ciddi riskler de taşımaktadır. Özellikle kafatası içerisindeki beyin-omurilik sıvısı ve beyinin oluşturduğu kafa içi basıncı ile göz çukuruna ait orbital komplikasyonlar yüksek oranda ölümle sonuçlanabilmektedir.

Sonuç

Sonuçta, ölüm oranını azaltmada şüpheci yaklaşım ile hızlı tanı ve tedavi sinüsit hastalığında çok önemlidir.

Sinüzit Tarihçesi

İlk olarak anatomistler sinüsleri insan kafatasının gizemli bölgesi olarak görmüştür. Tarihsel olarak, sinüsler ilk önce Antik Mısırlılar ve sonrasında Yunan hekimler tarafından tanımlanmıştır. Orta Çağ boyunca anatomi anlayışında kayda değer bir gelişme olmayan uzun bir dönemden sonra; Rönesans dönemi anatomistlerinden Andreas Vesalius, Leonardo da Vinci ile birlikte kendi tanımlarını yapmıştır. İlk olarak 17.yüzyılda İngiliz anatomist Nathaniel Highmore sinüslerin anatomisi ile ilişkili ilk tanımlayan kişi olmuştur.

Sinüslerin tarihi “sinüs” ve “antrum” kelimelerinin tarihinden başlamaktadır. Latince “sinüs” kelimesi; bir şeyin en içteki kısmı anlamına gelen eğri, sığ boşluk, karada oyuk veya körfez anlamına gelmektedir. Dolayısıyla kelimenin etimolojisinin bölgenin yapısıyla bağlantılı olduğunu göstermektedir.

Highmore‘un adı olan “Highmore’un antrumuHighmore’s antrum” ile birleştiğinde sinüse atfedilen “antrum” kelimesi; karada, mağarada oyuk, Yunan tanrılarına adanan bir yer anlamına gelen Yunanca “άντρον” kelimesinden türemiştir.

Sinüslerin anatomisinin anlaşılmasına 1870 yılında katkıda bulunan Avusturyalı anatomist Emil Zuckerkandl; burnu ve sinüsleri ayrıntılı olarak tanımlamıştır. 20. yüzyılın başında, modern kulak burun boğaz biliminin gelişiminin öncüsü Harvard Üniversitesi’nden Harris Peyton Mosher; sinüslerin anatomisini incelemek için birçok kadavra üzerinde çalışmalar yapmıştır.

Mosher’den sonra, sinüslerin histolojisi, embriyolojisi ve cerrahisi konusundaki anlayış, anatomilerinin doğru bilgisi sayesinde katlanarak gelişmiştir. Sinüslerin anatomisine ilişkin gözlemler, hipotezler ve hatalar sinüzit ile ilgili bilgileri genişletmektedir.

Doğal Tedavi Yöntemleri

Sinüslerde ağrı olması durumunda, bitkilere dayalı; doğal ilaçlar, uçucu yağlar, deniz suyu veya masaj yapılması yardımcı olabilmektedir.

Burnun deniz suyu ile yıkanması, salgıları tahliye edebilmek için inceltilmesi ile burun daha çabuk açılmaktadır. Buna ek olarak, sıcak su ile tuzun karıştırılması ile ılık kıvama getirilerek buruna sıkılması rahatlatmaktadır. Bununla birlikte kaynamış ılık suya, 3-5 damla okaliptüs yayılan uçucu yağ ile buharı solumak rahatlatmaktadır. Ayrıca 3 damla okaliptüs, 2 damla nane yağı, dekonjestan ve baş ağrısında karıştırılarak kullanılmaktadır. Baharatlı yemekler burun tıkanıklığına iyi gelmekte olup, kronik sinüzit hastalarına fayda sağlayabilecek sinüzit doğal tedavi yöntemleri arasında gösterilmektedir.

Referans & Kaynak

Referans & Kaynak

Hakkında hipokratist

Ayrıca Kontrol Et

Lökosit

Lökosit

Lökosit – LEU, Beyaz Kan Hücresi ya da Akyuvar olarak bilinmekte olup; bağışıklık sisteminin önemli …

Bir cevap yazın