Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Ana Sayfa / Tıbbi Sözlük / O Tıp Terimleri

O Tıp Terimleri

Tıp Terimleri Sözlüğü‘nde verilen bilgiler, O Tıp Terimleri bilgi amaçlı çalışma olup; Tıp Sözlüğü‘nde yer alan O ile başlayan tıbbi terimlerinin karşılığındaki açıklaması tanı ve tedavi amacı ile kullanılmamıştır.

Tıbbi Terimler Sözlüğü bir taslaktır. Madde içeriğini geliştirerek aynı zamanda herkese açık dizin kaynağına katkıda bulunabilirsiniz. Bunun yanında taslak içeriğine katkıda bulunmak için info@hipokratist.com adresinden bize ulaşabilirsiniz.

Takipçilerimizin hizmetlerimizi tamamıyla sunmamıza engel olan sorunları çözmeye çalışıyoruz. Ayrıca hipokratist.com ile ilişkinizin devamını dileriz.

O Tıp Terimleri

O Tıp Terimleri

Obezite – Obesite: Şişmanlık.

Obje – Object: Nesne veya cisim.

Objektif – Objective: Nesnel, lens veya gözlük camı.

Obligatuvar – Obligatuary: Zorunlu.

Oblik – Oblique: Meyilli, eğiklik gösteren, eğik veya mail.

Obliterasyon – Obliteration: Tıkanma, kapanma ya da vücuttaki boşlukların yapışması, dolması veya tıkanması; geçit ya da aralığın iltihap, fıbroz, ışınlama gibi bir nedenle ortadan kalkması.

Oblitere – Obliterate: Tıkanmış.

Oblitere – Obliterate Olmak: Tıkanmak.

Observasyon – Observance: Dikkatle izleme, gözlem, gözlemleme veya müşahede.

Obsesif – Obsessive: Takıntılı, takıncalı veya takınçlı.

Obsesyon – Obsession: Takıntılı düşünce, takıntı, takınca veya takınç.

Obstetrik – Obstetrics: Doğum bilimi veya gebelik, doğum, lohusalık ve doğum sonrası dönemlerde kadın üreme yolları ve doğan bebeklerin bakımı ile normal ve patolojik yönleriyle ilgilenen tıbbi uzmanlık alanı ya da doğum ile ilgili, doğum bilgisi.

O Tıp Terimleri

Obstetrisyen – Obstetrician: Gebelik ve doğum üzerinde uzmanlaşmış doğum uzmanı veya ebe.

Obstrüksiyon – Obstruction: Tıkanma, mani, engelleme, engel olma veya tıkama, tıkmıklık, tıkanma, set, kapanma, blokaj, bloke etme.

Obstrüktif – Obstructive: Tıkayıcı, engelleyici veya zorluk çıkaran.

Oditoryum – Auditorium: Dinleme, toplantı salonu veya konferans salonu.

Odyogram – Audiogram: Kulağın işittiği ses dalgalarının Audiometre – Odyometre ile elde edilen bulguların kaydedildiği kart veya çizelgesi ya da işit yazımı.

Odyoloji – Audiology: İşitme ile ilgili olan bilim dalı veya işitim bilimi.

Odyometre – Audiometer: İşitme derecesini ölçen alet veya işit ölçer.

Odyometri – Audiometry: İşitme gücünün ya da yetenek derecesinin ölçülmesi veya işit ölçümü.

Odyometrik – Audiometric: İşit ölçümsel.

Odistile – Audiophile: Damıtık veya arık.

Odit – Odisyon – Audition – Auditus: İşitme duyusu ya da kuvveti, dinleyici veya işitme.

Oditif – Oditör – Auditory: İşitsel.

O Tıp Terimleri

Odontogenez – Odontogenesis: Diş oluşumu veya diş gelişimi.

Odontoloji – Odontology: Diş bilimi veya diş anatomisi ya da bilimsel olarak dişlerin incelemesi.

Ofans – Attack: Saldırı, nöbet ya da kriz, atak, hamle veya hücum.

Ofansif – Offensive: Saldırıya dayalı, saldırgan, saldıran veya hakaret eden.

Oftalmik – Ophthalmic – Ophthalmicus: Göz ile ilgili, göz doktorunun tedavisi ile ilgili veya göze ait.

Oftalmolog – Ophthalmologist: Göz hastalıkları uzmanı veya göz doktoru.

Oftalmoloji – Ophthalmology: Göz hastalıkları bilimi, göz hastalıkları ve tedavileri ile ilgilenen tıp bilim dalı.

Oftalmolojik – Ophthalmological: Göz hastalıkları ile ilgili, gözün tedavisine ait veya göz ile ilgili.

Oftalmoskop – Ophthalmoscope: Göz dibi göreci, göz aynası veya göz doktorlarının göz içi incelemesinde kullandıkları alet.

Oftalmoskopi – Ophthalmoscopy: Oftalmoskop aleti ile muayene yöntemi veya göz dibi bakısı.

Ointment: Merhem, pomat veya vücut dışından sürülerek kullanılan koyu kıvamlı ilaç.

Oküpasyon – Occupation: Devamlı olarak meşgul olunan iş, uğraşı, meslek veya sanat.

Okült – Occult: Bilimsel yöntem dışında gizli, kapalı veya saklı bilginin araştırılması.

Oklüzif – Occlusive: Tıkayıcı veya kapayıcı, kapanmayı sağlayan.

Oklüzyon – Occlusion: Ağzın kapandığı zaman dişlerin kavuşması hali veya kapanma, tıkanma; gaz ile metal arasında veya çökelek parçacık boyutları ile eriyebilen madde arasında moleküler yapışma bulunma hali.

O Tıp Terimleri

Oksidasyon – Oxidation: Oksitlenme, yükselt genme veya paslanma.

Oksijenizasyon – Oxygenation: Oksijenlenme veya oksijen doyumu.

Oksiput – Occiput: Başın arkası veya arka kısmı, kafa ardı ya da kafa arkası.

Oksitosik – Oksitoksik – Oxytocic: Doğumu hızlandırıcı etki yapan döl yatağı kasıcı.

Oksiyur – Oxyuris: Bağırsaklarda bulunan ince ve ortalama 1 – 3 cm uzunluğunda olan parazit, kıl kurdu, solucan veya sivri kuyruk.

Oküler – Ocular: Göz ile ilgili veya göze ait; Göz ile bakıldığında mikroskop tüpünün üst ucunda bulunan mercek sistemi.

Olekran – Olekranon – Olecranon: Dirsek çıkıntısı veya dirsek eklemi arkasında yer alan, ön koldaki iki uzun kemikten kısa ve küçük olan ulna’nın üst ucunun arka tarafındaki iri çıkıntı.

Oligospermi – Oligospermia: Sperm azlığı veya menide dölleme yeteneği taşıyan olgun erkek cinsiyet hücresi olan spermatozoon sayısının az olma durumu.

Oligüri – Oliguria: İdrar azalması veya idrarın normalinden daha az çıkartılması.

Ondülan – Ondulant -Ondüle: Dalgalı, dalgası olan, kıvrımlı veya sınırları düzensiz.

Ondülasyon – Ondulation: Dalgalanım, dalgalanma veya dalga şeklinde olan.

Onişi – Oniki – Onychia: Tırnak yatağı yangısı veya cerahatli iltihabı.

Onkojen – Onkogen: Kanser geni veya kontrolünü kaybederek mutasyona uğrayan kanser gelişiminde rolü olan protein kodlayan genler.

Onkojenik – Oncogenic: Tümör oluşturabilen ya da sebep olan madde, tümör veya kanser yapıcı.

Onkolog – Oncologist: Kanser bilimi uzmanı veya onkoloji uzmanı.

Onkoloji – Oncology: Kanser bilimi.

O Tıp Terimleri

Onore Etmek – Honor: Onurlandırmak veya şereflendirmek.

Opak – Opaque: Işık ve x ışınlarını geçirmez; Donuk, saydam veya şeffaf olmayan.

Opaklık – Opasite – Opacity: Işık geçirmezlik veya ışık geçirmez alan; Donuk, saydam veya şeffaf olmayan alan; Anlaşmazlık veya Mantıksızlık.

Operable – Operabl: Ameliyat edilebilir veya uygulanabilen, mümkün olan; Ameliyat ile çıkarılabilen tümör.

Operasyon – Operation – Operasio: Ameliyat veya işlem; Spesifik bir etkisi olan ilaç.

Operatör – Operator: Cerrah; İşletmen.

Oportünist – Opportunist: Fırsatı değerlendiren kimse veya fırsatçı.

Oportünistik – Opportunistic: Fırsatçı

Oportünistik Enfeksiyon – Opportunistic İnfection: Virüs veya bakterinin vücut direncinin azaldığı zaman patojen nitelik gösteren fırsatçı mikroorganizma’nın sebep olduğu enfeksiyon.

Opsiyon – Option: Seçme, seçenek, tercih veya seçme hakkı.

Opsiyonel – Optional: Seçmeli, isteğe veya seçime bağlı; istemli, ihtiyari.

Optik – Optic: Işık bilimi ile ilgili, görme veya göz ile ilgili.

Optik Kiazma – Optic Chiasm: Görme çaprazı veya her iki retinadan gelen sinirlerin çapraz olarak buluştuğu X şeklindeki yapı.

Optimal – Optimum: Herhangi bir organizmanın büyümesine en uygun olan hararet, ışık veya yeterli miktarda gıda; en iyisi, en elverişli, en ala veya yeterli miktar.

O Tıp Terimleri

Optimistik – Optimistic: İyimser veya iyimser kimse.

Optimizm – Optimism: İyimserlik.

Optometri – Optometry: Görme ölçümü; Görmenin kuvveti ile alanını ölçme bilgisi.

Optometrist: Refraksiyon alanında uzman veya optometri uygulayan kişi.

Orijinal – Original: Özgün, asıl, ilk, gerçek, esas; Sahte veya taklit olmayan.

Oral: Ağızdan, ağız yoluyla, ağız ile ilgili veya ağza ait ya da ağza ilişkin.

Orbit – Orbita – Orbital: Göz çukuru veya göz çukuruna ait; Göz yörüngesi, göz yuvası; Göz küresinin bulunduğu kemik boşluğu.

Order: Biyolojide sınıfın altında ve ailenin üstünde yer alan canlı kısım, sıra, takım veya alt sınıf. Sistematik tasnif; İstem veya sipariş.

Organ – Organum: Uzuv veya örgen; vücutta belirli görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölüm; Organizma içinde özel görevleri olan ve dokulardan oluşmuş yapılar veya bir araya gelen dokuların organları oluşturması.

Organ Nakli – Organ Transplantation: Organ veya doku aktarımı; Organ veya doku parçasının bir bireyden alınarak, diğer bir bireye ya da aynı bireyin belirli yerlerinden alınan doku parçasının hasar gösteren diğer bir yerine nakledilmesi.

Organik – Organic: Yaşayan, canlı; Organizmaya ilişkin veya organları ait; Hayvan ve bitkilerden meydana gelen karbon bileşimlerine ait.

Organizasyon – Organization: Organizmanın değişen koşullara bağlı olarak uyum gösterme, yapılanma veya düzenlemesi; Örgüt ya da kuruluş.

Organizatör – Organizer: Embriyonda gelişimi idare eden merkez; Düzenleyici.

Organize – Organized: Uzuvlaştırmak, uzuvlaşmak, organ oluşturmak; Yapılanmış veya düzenlenmiş.

Organizma – Organism: Vücut, yapı, canlı varlık, örgenlik veya örgüt.

Organomegali – Organomegaly: İç organların normalin üzerinde genişlemesi veya büyüklüğü; Organ büyüklüğü.

O Tıp Terimleri

Orgazm – Orgasm: Cinsel birleşim ya da cinsel organların birleşim sırasında uyarılması ile duyulan haz veya doruk noktası, doruklanım, doruk duyum.

Orijin – Origin: Başlangıç, köken, kaynak veya menşe.

Oriküler – Auricular: Kulak ile ilgili, kulak kepçesi veya kalp kulakçığıyla ilgili.

Orofarenks – Oropharynx: Boğazın arkasında dil kökü, yumuşak damak, bademcik ve yutak bölgelerinin birleşimindeki boşluk; Orta boğaz veya orta yutak.

Orogastrik – Orogastric: Ağız ve mide ilgili.

Orogastrik Sonda – Orogastric Tube: Ağız ve mide borusu.

Orşiyektomi – Orchiectomy: Testis’in ameliyatla çıkarılması veya testis çıkarımı.

Ortez – Ortoz – Orthosis: Kemikteki şekil bozukluğunu düzelten, ekleme verebileceği yükü azaltan ya da felçli kas sistemine destekleyen ortopedik araç; Düzelteç veya düzeltme gereci.

Ortodonti – Orthodontia – Orthodontics: Diş düzeltim bilimi, diş düzeltme sanatı, diş düzeltimi.

Ortodontik – Orthodontic: Dişlerin normal duruşu ile ilgili.

Ortodontist – Orthodontist: Diş düzeltim uzmanı, ortodonti uzmanı veya diş, çene ve ağız düzensizlikleri konusunda muayene, teşhis ve tedavi sağlayan uzman.

Ortostatik – Orthostatic: Ayaktayken oluşan veya ayakta durma sırasında oluşan.

Oryantasyon – Orientation: Yönelim, uyum; Kişinin zaman ve yer hakkında bilinçli olma durumu veya içinde bulunduğu farkındalık.

O Tıp Terimleri

Oryante – Oriented: Uyumlu veya yönelimli, yönlü, yönlendirilmiş, yöneltimli.

Os – Oris: Kemik veya ağız ya da delik.

Ossifikasyon – Ossification: Kemikleşme, kemik dokusunun oluşması veya bir dokunun hastalık sonucu sertleşerek kemikleşme niteliği kazanması.

Osilasyon – Oscillation: Sabit bir nokta çevresinde düzenli tekrarlanarak salınımı, salınma veya titreşme, titreme, titreşimi.

Oskültasyon – Auscultation: Fizik muayene sırasında steteskop ile vücudun ürettiği sesleri dinleme, dinlemek.

Osmoz – Osmosis: Karışabilen iki sıvı veya gazın birbirine geçişmesi veya geçişme.

Osmotik – Osmotic: Osmoza ait geçişmeli veya geçişimli.

Osseöz – Osseous: Kemik gibi, kemiğe benzer veya kemiksi; Kemik yapısında kemikten oluşmuş.

Ossikül – Ossicle – Ossiculum: Kemikçik, kulak kemikçiği veya orta kulağın küçük kemiklerinden biri, ufak kemik, kemik parçası.

Osteofit – Osteophyte: Kemiklerde patalojik olarak oluşan çıkıntı, kemik çıkıntısı, kemik üremesi, kemik zarı yangısından kaynaklı kabartı veya kemik kenarlarında dikenimsi çıkıntı, kemik mahmuzu.

Osteogenez – Osteojenez – Osteogenesis: Kemik oluşumu veya kemik doku gelişimi, kemiklerin gelişimi.

Osteoid: kemiksi, Kemik gibi, kemik biçimi, kemik dokunun olgunlaşmasından önce organik biçimde bulunan yapı.

Osteojenik – Osteogenic: kemik oluşturan, kemikten meydana gelen, kemik oluşumu ile ilgili, kemik yapıcı, kemikten doğan veya kemik dokusundan gelişen.

Osteoliz – Osteolysis: Kemik yıkımı veya kemiğin nefrozu, çürümesi, erimesi.

Osteomalazi – Osteomalasi – Osteomalacia: Kemik yumuşaması veya zayıflaması; Kemiklerde kalsiyum ile D vitamini eksikliğine bağlı gelişen yumuşama.

Osteoplasti – Osteoplasty: Kemik onarımı veya kusurlu kemiğin düzeltilmesi.

Osteoporoz – Osteoporosis: Kemik erimesi.

Ostium – Ostia – Orificium: Ağız, açıklık veya delik.

-ostomi -ostomy: İçi boş bir organın vücut yüzeyine ağızlaştırılması veya iki şey arasında ameliyatla geçit oluşturma, ağızlaştırma anlamına gelen sonek “… ağızlaştırımı”.

O Tıp Terimleri

Otalji – Otalgia: Kulak ağrısı veya kulakta hissedilen ağrı.

OTC – Over the Counter: Reçetesiz satılan tezgah üstü ilaç veya tezgahın üzerinden satılan.

Otistik – Autistic: İçe kapanık veya içe yönelik.

Otizm – Autism: İçe kapanım veya içe yönelikliği olan gelişimsel bozukluk.

Oto-: Kulak ile ilgili veya öz-.

Otoanaliz – Autoanalysis: Öz çözümleme.

Otograft – Otogreft – Autograft: Vücudunun bir kısmından alınarak ve aynı kişide diğer bir bölgeye nakledilen deri gibi doku parçası veya öz yama.

Otoimmünite – Otoimmunite – Autoimmunity: Öz bağışıklık.

Otoimmünizasyon – Autoimmunization: Öz bağışıklanım.

Otoklav – Autoclave: Basınçlı buğuluk veya yüksek basınca dayanıklı çift çeperli ve metalden yapılı buharlı sterilizatör.

Otolog – Autologous: İnsanın kendi vücudundan hücrelerin kullanıldığı nakil veya kendinin.

Otomasyon – Automation & Otomatizm – Automatism: Öz işlerlik veya özdevin, öz devinim.

Otomatik – Automatic: Öz işler, öz devinimli veya istemsiz, kendi kendine olan.

Otonom – Autonomous: Özerk, kendi kendine çalışan veya bağımsız çalışan.

Otonomi – Autonomy: Herhangi bir organın dışardan uyarı almaksızın kendisinden doğan uyarılarla sürekli olarak çalışması veya kendi kendine bağımsız çalışma, özerklik, özgür irade.

Otopsi – Autopsy: Şüpheli ve hastalık sonucunda ölüm sebebi belirlenmesi için organların ne gibi değişikliklere uğradığının incelenmesi veya ölü açımı.

Otorite – Authority: yetke, nüfuz, yetkili veya uzman.

Otoskop – Otoscope: İçinde ışık kaynağı ve mercek sistemi olan kulak muayene aleti veya kulak göreci.

Otozom – Autosome: Beden kromozomu veya eşey kromozomu olmayan kromozom grubu.

Otozomal – Autosomal: Beden kromozomuna ait veya cinsiyet kromozomları dışında olan somatik kromozom ile ilgili.

O Tıp Terimleri

Otör – Author: Yazar, uzman veya eser sahibi.

Outflow: Çıkış, dışarı akma, sızma veya sızıntı.

Outlet: Dışarı çıkacak yer, yol, kısım, ağız, delik, çıkış yolu veya mahreç.

Outpatient: Ayakta tedavi edilen hasta veya ayaktan hasta.

Output: Vücuttan çıkarılan madde, çıktı, çıkış, dışarı atılış veya belli bir zamanda organ aracılığıyla dışarı atılan madde.

Ovarium – Ovary – Over: Yumurtalık.

Over-: Üstün baskınlık.

Overdiyagnoz – Overdiagnosis: Tanı aşımı veya aşırı tanı.

Overdoz – Overdose: Belirli miktardan fazla ilaç verme, ölçü aşımı, veri taşımı, büyük veya aşırı doz, doz aşımı.

Overestimate: Abartmak, abartılı öngörü veya gözünde büyütmek.

Overgrowth: Aşırı büyüme, fazla büyüme veya dokuda hiperplazi ya da hipertrofi sonucu bir oluşumun aşırı büyüme göstermesi.

Overload: Vücuda bir maddenin fazlaca girişi, gerekenden aşırı yükleme veya yüklenme.

Overlap: Üst üste gelme, binme, örtüşme.

Overlapping: Bir kenarın diğer kenarın üzerine gelmesi veya getirilmesi; Bir doku tabakasının üzerinde ya da altında olan diğer bir doku tabakasına dikilmesi.

Overriding: Kırık kemik uçlarının birbiri üzerine binişi; Baş pelvis uyumsuzluğu nedeniyle fetüs başının genital bölgenin üst kısmında, kasığın hemen alt bölgesinde yer alan pubis kemiklerinin üstüne taşması.

Overweight: Aşırı kilolu, şişmanlık veya obezite.

Oval – Ovoid: Yumurta şeklinde veya biçiminde.

Ova – Ovum: Dişi üreme organlarından salınan tek hücre yumurtanın bir sperm hücresi ile döllendiğinde yeni bir organizma haline gelebilen veya yumurta.

Ovülasyon – Ovulation: Her sağlıklı kadında ergenlik ile menopoz dönemleri arasında görülen yumurtalıklarda yumurtanın atılması veya yumurtlama dönemi.

Ozmotik Frajilite – Osmotic Fragility: Geçirim dirençsizliği.

Ozmozis – Osmosis: Geçişme veya geçişim.

Hakkında hipokratist

Ayrıca Kontrol Et

J Tıp Terimleri

J Tıp Terimleri

Tıp Terimleri Sözlüğü‘nde verilen bilgiler, J Tıp Terimleri bilgi amaçlı çalışma olup; Tıp Sözlüğü‘nde yer …

Bir cevap yazın