I.V.Kanüller, İntravenöz Kanüller; vücuda takılabilen genellikle damar yoluyla kan, serum gibi benzeri sıvıların verilmesi, çıkartılması ve örneklerin toplanmasını sağlamak amacıyla kullanılan, damar büyüklüğüne göre steril bir şekilde tekli paketler halinde uygulanmak üzere çeşitli boyutları bulunan branül, intraket ya da anjiokat olarak da adlandırılan tıbbi ürünlerdir.
İntravenöz kanüller, hastanelerde sık olarak kullanılmakta olup; öncelikle intravenöz sıvılar, kan numuneleri ve ilaçların verilmesi için esnek bir damara yerleştirilerek kan aktarımı veya damlalık takılarak da kullanılabilmektedir. Bir kanül, atardamara sokularak atımdan atıma kan basıncını ölçme ve tekrarlanan kan örneklerini almanın yanı sıra cerrahi operasyon sırasında ve yoğun bakım alanlarında kullanılmaktadır.
Venöz kanüllerin yerleştirilmesi ağrılı bir işlem olduğundan, anksiyete ve strese yol açabilmektedir. Kanülasyondan öncesinde bir vapocoolant spray adı verilen soğutucu sprey kullanılması, kanülasyonun zorluğunu artırmadan işlem sırasında ağrıyı azaltabilmektedir.
Kanülasyon işlemi sırasından veya sonrasında damarda komplikasyonlar ortaya çıkabilmekte olup; kanül yerleştirildiğinde veya çıkarıldığında damarın delinmemesinden kaynaklanabilen kan birikiminin yanında damar yerine deri altı dokuya girdiğinde, hava, trombüs veya kateterin kırılıp venöz sisteme girmesinin yanı sıra tahriş veya enfeksiyondan kaynaklanan damar iltihabı gibi komplikasyonlar ortaya çıkabilmektedir.
İntravenöz Kanüllerin 14 – 16 – 18 – 20 – 22 – 24 ölçü numaralarına sahip olarak farklı boyutlarda olan kanüllerin kodlandığı gibi Turuncu, Gri, Yeşil, Pembe, Mavi, Sarı renkleri bulunmaktadır.
I.V.KanüllerNumara ve Renkleri |
|||
|
Numara |
Renk |
Kanül mm Çapı |
Kanül Uzunluğu |
|
14 |
Turuncu | 2.10 |
45 |
|
16 |
Gri | 1.75 |
45 |
|
18 |
Yeşil | 1.20 |
45 |
|
20 |
Pembe | 1.11 |
32 |
|
22 |
Mavi | 0.80 |
25 |
|
24 |
Sarı | 0.60 |
19 |
Tarihçesi
1600’lere kadar bilim insanları ve hekimler kan damarlarının ve vücut sıvılarının fizyolojisini tam olarak anlayamaması nedenle IV infüzyona ilişkin yolculuğun başlangıcı modern fizyoloji biliminin öncülerinden İngiliz tıp doktoru Willam Harvey‘in kan dolaşımının işlevini keşfetmesi ile birlikte 1616 yılında başlayarak hayvanlar üzerinde deney, biyolojik araştırmalar ile analitik kimyada maddenin analiz edilmesi için kullanılan kantitatif fizyolojik kanıtları göstermek için ölçümler yapmıştır. 1638 yılında “Exercitatio Anatomica De Motucordis Et Sanguinis – Canlılarda Kalbin ve Kanın Hareketleri Üzerine Anatomik Bir İnceleme” adlı kitabında kan dolaşımının ilk kez doğru bir şekilde tanımlamıştır.
IV enjeksiyonlara ilişkin ilk uygulamanın İngiltere’nin Oxford kentinde İrlandalı kimyager ve fizikçi Robert Boyle, Anglikan din adamı, doğa filozofu John Wilkins ve İngiliz tasarımcı, geometri uzmanı ve Londra’daki St. Paul Katedrali‘nin mimarlarından Sir Christopher Wren; herhangi bir sıvı zehiri kan kütlesine iletmenin kolay bir yolunun olup olmadığını da merak etmişlerdir. 1656 yılında Sir Wren, üç köpeğin damarlarına “içi boş kaz tüyü” yerleştirerek birincisine afyon, ikincisine alkol ve üçüncüsüne Crocusmetallorum enjekte etmiştir. 1660 -1800 yılları arasında IV infüzyon ve kan aktarımına yönelik pek çok farklı çalışma yapılmıştır.
1827 yılında Hindistan’da ortaya çıkan, Asya ve Avrupa kıtalarına yayılan Kolera Salgını ile birlikte Rus hekimler Jaehnichen ve Herman; 1830 yılında ilk olarak Moskova‘da bir hastaya altı ons su enjekte ederek, ilk IV sıvı uygulamasını gerçekleştirmişlerdir.

Hipokratist Sağlık Ansiklopedisi





