Kolesterol, vücudun tüm hücrelerinde bulunan mumsu tabaka, yağ benzeri bir madde; hayvanların hücre zarlarında bulunan ve kan plazmasında taşınan bir steroid alkol birleşimi organik bir maddedir.
Yunanca chole- (safra) ve steros (katı) sözcükleri ile kimyadaki -ol ekinden türetilmiştir. İlk defa 1754 yılında safra taşlarında kolesterol bulunduğu maddenin; Fransız doktor ve kimyager François Poulletier de la Salle ilk olarak 1769 yılnda safra taşlarında bulunan katı formdaki kolesterolü tanımlamıştır. 1815 yılında Fransız kimyager Michel Eugène Chevreul yağ asidi ve birçok kimyasalla birlikte kolesterolü ayrıştıran ilk kişi olmuştur.
İnsan vücudunda özellikle endokrin sistem ve sindirim sisteminde çeşitli görevlere sahip olan madde, D vitamini, tüm canlıların yapısında bulunan temel organik bileşiklerden biri olan lipit ve steroid hormonları için öncü bir moleküldür.
Hayvansal kaynaklı gıdalarda bulunmakta olan bu besinlerin tüketilmesi ile beraberinde vücuda alınan kolesterol; insan vücudunda başta karaciğer olmak üzere ince bağırsak, böbrek üstü bezleri, üreme organları gibi birçok dokuda sentezlenmektedir. İnsan vücudunun hücreleri ve hücre zarının temel bileşenleri arasında yer alan kolesterolün birçok işlevi bulunmaktadır. Kan kolesterolü düzeyinin normalin üzerine çıkması sonucu, kalp ve damar hastalıkları ile safra kesesi hastalıkları başta olmak üzere birçok hastalığa zemin hazırlamaktadır. Kanda biriken kolesterol, damar duvarlarına yerleşerek damar tıkanıkları oluşması ve normalden yüksek düzeylerde olan kolesterol, safra kesesinde bulunan bazı maddeler ile birleşerek safra taşlarının oluşumuna yol açabilmektedir.
Kolesterolün Çeşitleri
Kolesterolün çeşidi olarak kolesterolü taşıyan lipoprotein çeşidi olarak ifade edilmektedir. Kolesterolü taşıyan lipoproteinlerin birçok çeşidi bulunmakta olup; yaygın olarak iyi kolesterol (HDL) ve kötü kolesterol (LDL), bilinen kolesterolün iki türü bilinmektedir.
HDL kolesterol olarak bilinen iyi kolesterolün, yüksek yoğunluklu lipoprotein, kolesterolün doku ve damarlardan karaciğere taşınmasını sağlayarak, kolesterolün damar çeperlerinde birikmesini önleyerek kalp ve damar hastalıklarının oluşumunu önlemektedir. LDL olarak bilinen kötü kolesterol ise düşük yoğunluklu lipoprotein, dokudaki kolesterolü vücutta ihtiyaç duyulan bölgelere taşımakla görevlidir. Aynı zamanda, kanda LDL düzeyinin yükselmesi; damarlarda kolesterolün birikmesi sonrasında kalp – damar hastalıklarının oluşumuna zemin hazırladığı için kötü kolesterol olarak adlandırılmaktadır.
Diğer Kolesterol Çeşitleri
VLDL: Karaciğerde bulunan lipid grupları yağ dokusu ve kaslara taşınmasında görevli çok düşük yoğunluklu lipoproteinlerdir.
Şilomikronlar: Kolesterolün ve lipidlerin bağırsaktan karaciğere taşınmasını sağlayan, en büyük hacime sahip olan lipoprotein grubudur.
Trigliseridler: İnsan vücudu hücrelerinde bulunan yağların depolandığı formu trigliserid olarak adlandırılmaktadır.
Lipidler: Yağların bozularak oksijen ile tepkimeye girmesi sonucunda oluşan bileşenler olarak adlandırılmaktadır.
Kolesterolün Değerleri
Ayrıca Sağlıklı bireylerde kanda bulunan; LDL düzeyi 130 mg/dL, total kolesterol 200 mg/dL, trigliserid düzeyi 150 mg/dL’nin altında olması gerekmektedir. HDL düzeyi kadın 40 mg/dL, erkek 50 mg/dL’nin üzerinde olması gerekmektedir.
Kolesterol Belirtileri
Özellikle kandaki seviyesinin yükselmesinin neden olduğu yüksek kolesterolün belirtileri; yol açtığı hastalıklar nedeniyle bazı belirtiler ile kendini göstermektedir.
- Ayak ve bacak bölgesinde ağrı, uyuşma
- Baş dönmesi
- Ciltte lekelenme ve solgunluk
- Deri altı yağ birikmesi
- Göğüs ağrısı
- Halsizlik ve yorgunluk
- Nefes darlığı
- Vücutta morarma
- Yaraların geç iyileşmesi
- Yüz ve göz çevresinde oluşan sarı renkli yağ bezeleri
Hipokratist Sağlık Ansiklopedisi