Search
Generic filters
Exact matches only
Filter by Custom Post Type
Yeni
Ana Sayfa / Genel Sağlık / Ultrasonografi

Ultrasonografi

Ultrasonografi (US), görüntülemenin fizik temeli ‘‘ultra ses dalgası-eko’’ prensibine dayanarak, ultrason kullanılarak elde edilen görüntülerdir. Ultrasonik prob olarak adlandırılan ve cihazın hasta ile temas eden parçasında üretilen ultra ses dalgası, incelenen kişinin cildi üzerinden hasta vüdudunda gezdirilirken, altında kalan bölümün kesit görüntüleri, hareketli organlar gibi ekranda kaymaktadır.

Ultrasonografi, birçok hastalığın ön teşhisinde kullanılan; daha çok karın organları gibi ses dalgalarının kolayca geçebileceği konumdaki organların tetkikinde etkili bir inceleme yöntemi olarak kullanılmaktadır. X ışını olmayan bu inceleme yönteminde; insan kulağının işitemeyeceği düzeyde yüksek frekans ses dalgaları kullanılarak iç organları görüntüleyen bir tanı yöntemidir. X ışınları ile çalışmayan ve radyasyonun zararlı etkilerinden neden olmadığı için gebelerde ve bebeklerde normal seyri rahatlıkla takip edilmekte ve anormal durumlar belirlenerek gerekli önlemlerin alınması sağlanmaktadır.

Ultrasonografi sırasında elde edilen görüntüler radyolog tarafından tanı koyulmasına yardımcı olur. Ultrasonografi işlemi, ihtisasları süresinde Ultrasonografi eğitimini alan radyologlar tarafından yapılır.

Ultrases ve Ultrasonografi’nin Tarihçesi

Ultrases alanındaki keşif piezo-elektrik kristalleridir. 1880 yılında Fransız fizikçi Pierre Curie piezo-elektrik kristalleri üzerine elektrik verilmesiyle çok yüksek frekanslarda titreştiklerini keşfetmiş ve yaptığı çalışmalarla ultrases ve ultrasonografi alanında öncü olmuştur. Kanada asıllı ABD‘li mucit Reginald Aubrey Fessenden Piezo-elektrik etkisini kullanarak 1914 yılında ABD’nin ilk sonarını geliştirmiştir. Ultrases kavramının tıbbi alanda bir muayene ve tanı cihazı olarak kullanılması Avusturyalı nörolog ve psikiyatrist Karl Theodore Dussik tarafından 1930’ların sonunda fizikçi olan kardeşi ile birlikte deneylerine başlamış; 1942 yılında siyah beyaz noktalardan oluşan bir görüntü elde etmeyi başarmıştır. Dussik yaptığı deneyleri 1942 yılında tanısal bir alet olarak yüksek frekanslı mekanik titreşimler kullanma olasılığı hakkında makalesini yayınlamıştır.

Modern ultrason teknolojisi ABD‘li tıbbi araştırmacı Dr. George Ludwig’in çalışmalarıyla gelişmiştir. Ludwig, temel prensip ses dalgalarının (puls-echo) gönderilip, hedeften yansıdıktan sonra toplanıp, bir ekranda gösterilmesi şeklindeydi. Deneylerinde gerçeğe yaklaşabilmek için hayvan vücutları ve organları üzerinde safra kesesindeki taşları belirleyebiliyordu. Ludwig’in bu çalışmaları ultrasonun klinik deneylerde kullanılması için bir temel oluşturulmasına yardım etmiştir.

Ultrasonografi’nin ilk başarılı ölçümü

Ultrasonografi, İsveçli kardiyolog Inge Edler ve Alman nükleer fizikçi Carl Hellmuth Hertz tarafından kalp faaliyetinin ilk başarılı ölçümü 29 Ekim 1953 tarihinde Lund Üniversitesi’nde kullanılmıştır. Edler ve Hertz çalışmalarının sonuçlarını 1954 yılında yayınlamasından sonra metod beynin ultrasonik bir probunu oluşturmak için de kullanılmıştır. 1957 yılında ABD’li Dr. Douglass Howry ve Dr. Joseph Homles yapılan çalışmaların tek boyutta yansımasını, iki boyutlu görüntüleyen ultrason cihazını icat etmeleri ile bu sayede ilk kez karın içindeki organların kolaylıkla anlaşılacak biçimde görüntülenmesini başarmış oldular. Bu cihazların kullanılması için hasta su dolu bir tanka giriyor ve cihaz hasta etrafında dönerek görüntü oluşturuyordu. Dr. Homles, sonraki yıllarda çalışmalarını geliştirerek ultrason probunu eklemleri olan bir kolla, hasta üzerinde dolaştırarak görüntü elde etmeyi başarmıştır.

1970’li yıllarda siyah-beyaz noktalar yerine, siyah ve beyaz tonlarının görüntülerde gri renk yelpazesi kullanıldığı “gray scaling” gelişmelerden sonra ABD‘li elektrik mühendisi Martin H. Wilcox 1973 yılında gerçek zamanlı tarayıcı cihazını geliştirerek; 1975 yılında ilk başarılı hareketli ultrasonu yapmıştır. 1984 yılında Tokyo Üniversitesi’nde Japon biyomedikal mühendisi Kazunori Baba tarafından ilk başarılı 3 boyutlu görüntüler oluşturuldu. Baba’nın yöntemi iki boyutlu kesitlerin bir bilgisayar yardımıyla birleştirilmesine dayanıyordu ve bu görüntülerin oluşması için muayeneden sonra belli bir süre beklenmesi gerekiyordu. 1990’lı yıllarda kullanılan lineer problar yerini konveks problara bıraktı. Konveks problar lineer problara göre çok daha kaliteli görüntü sağlamıştır. Organların veya anne karnındaki bebeğin sorununun anlaşılmasında çok önemli rol oynayan bu gelişmelerden sonra günümüze kadar bilgisayar yazılım sistemlerinin oldukça gelişmesiyle birlikte, 3 boyutlu görüntüden 4 boyutlu görüntüye geçilerek devamlı görüntüler sağlanmaktadır.

About hipokratist

Check Also

Gaz Hacim Analizörleri

Gaz Hacim Analizörleri

Gaz Hacim Analizörleri ile ilgili bu madde bir taslaktır. Madde içeriğini geliştirerek herkese açık dizin kaynağımıza …