Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages

Kadavra

Kadavra, yaşamını yitirmiş insan vücudunu tıp öğrencileri ve hekimlerin, öncelikli olarak anatomi çalışmaları ile hastalıklarla beraber ölüm nedenlerini belirlemek veya yaşayan insanlarda bir hastalığı onarmak için doku sağlamanın yanı sıra bilim insanları tarafından da araştırma amacıyla kullanılmaktadır.

Kadavra, Latince “caderedüşmek” kelimesinden gelmektedir. Kadavra teriminin Türk Dil Kurumu karşılığı “ceset“, “ölü bedeni” olarak tanımlamaktadır. Kadavra terimi hukuk mahkemelerinde bir ceset için, doğal afetlerde ceset arayan kurtarma ekipleri tarafından da kullanılmaktadır.

Tıp fakültesi öğrencileri ve hekimlerin, eğitimlerinin bir parçası olarak kadavra ve doku parçalarını incelemesinin çeşitli bozunma aşamalarının gözlemlenmesi, bir vücudun ne kadar süredir öldüğünü belirlemeye yardımcı olabilmesinin yanı sıra kadavra ile dokuları incelemek amacıyla arkeolog, ressam, heykeltraş gibi sanatçılar ve diğer bilim insanları yer almaktadır.

İnsan kadavralarının anatomik çalışma ve diseksiyon için uygun ve ideal olabilmesi için, vücut soğutucuda saklanmalı veya koruma işlemi ölümden sonra en geç 24 saat içinde başlamalıdır. Koruma işlemi, mumyalama sıvılarının bir karışımı kullanılarak ya da vücuttan çıkarılan sıvı ve yağların yerine likit plastik konularak kadavraların sertleştirilmesini sağlayan ve bozulmasını önleyen plastinasyon adı verilen daha yeni bir yöntemle gerçekleştirilmektedir. Her iki yöntemin de eğitim ortamında anatomik diseksiyon için vücutların hazırlanması açısından avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır.

Mumyalama

Mumyalama KadavraYüzyıllardır var olan çeşitli kimyasal sıvılarla mumyalama uygulaması; korumanın temel amacı olarak vücudun çürümesini önleme, doku rengi, yumuşaklığının korunması ile beraber biyolojik ve çevresel tehlikeleri önleyerek anatomik yapıları doğal formlarında korumaktadır. Mumyalama, amacına göre gruplara ayrılabilen potansiyel mikropları öldürmek için dezenfektan gibi çeşitli kimyasal maddelerle birlikte ayrışan organizma etkisini durdurma, beslenme ve ayrışmayı önleme ve kimyasal yapıları değiştirmek için koruyucular kullanılmaktadır. Kanın pıhtılaşmasını önlemek için antikoagülanlarla birlikte dokuların nem, pH ve ozmotik özelliklerini korumak için çeşitli ajanlar dokunun koku ve doğal olmayan renkleri taşımasını önlemek için başka kimyasallar da kullanılmaktadır.

Mumyalama, tıp biliminin birkaç yüz yılda aldığı büyük ölçüdeki değişimlerinin ardından anatomik amaçlar için modern anlamda mumyalama uygulamaları; anatomik çalışmalar için artık organların boşaltılması gerçekleştirilmemektedir. Günümüzde mumyacılar; sıvıları kadavraya sokmak için şah damarı olarak bilinen karotis ve uyluğa ait femoral arteriyel sistem, ana vücut boşlukları, deri altına enjekte edilebilmesinin yanı sıra kadavrayı daldırma yoluyla cildin dış yüzeyindeki sıvılara verilebilmektedir. Mumyalama hizmetlerinde farklı tip ve oranlarda sıvı kullanılmakta olup; mumyalama kimyasalları arasında formaldehit, fenol, metanol ve gliserin gibi sıvılar içermesinin yanında kaynağa bağlı olarak değişen oranlarda birleştirilerek, büyük miktarlarda su ile karıştırılarak verilmektedir.

Plastinasyon

Almanya, Heidelberg Üniversitesi‘nden anatomist Gunther von Hagens tarafından 1977 yılında kadavra koruma yöntemi olarak plastinasyonu icat ederek; vücuttaki sıvı ve çözünür lipitlerin likit plastiklerle değiştirilerek, elde edilen korunmuş bedenlere plastinatlar adını vermiştir.

Plastination - Gunther von Hagens - Plastinasyon

Geleneksel mumyalama yöntemi ile aynı başlamakta olan tüm vücut plastinasyonu; su ve sıvılardan oluşan bir karışımla mumyalanarak, arteryel enjeksiyon yoluyla pompalanmaktadır. Diseksiyonun ardından kadavra vücuttaki nem ve çözünür yağların çekilebilmesi için aseton tankına batırılmaktadır. Kadavra daha sonra uygulayıcının tercihine göre plastik veya reçine banyosuna yerleştirilerek, emprenye adı verilen emdirme adımı başlamasının ardından asetonun buharlaşmasını sağlayan vakum oluşturarak banyo yaptırılarak, plastik veya reçineyi ayrılırken hücrelere çeker ve içindeki plastik kürlenmektedir.

Plastinatlar; kolay saklanabilmesinin yanı sıra dayanıklı, toksik olmayan numuneler sağladıkları için anatomi çalışmalarında avantaj sağlamakla birlikte geleneksel olarak mumyalamanın yerini alamamıştır. Plastine kadavralar sağlık kurumları tarafından kolay erişilememesinin yanı sıra; bazı sağlık eğitimcileri mumyalanmış kadavra diseksiyonu sırasında kazanılan deneyimin daha değerli olduğuna inanmaktadır.

Kadavra’nın Tarihçesi

Kadavra kullanımının tarihi, tartışmaları, bilimsel gelişmeleri ve yeni keşiflerin başladığı MÖ 3. yüzyılda; Antik Yunan’da ilk olarak anatomi öğrenme Mısır’da bulunan İskenderiye Tıp Okulu‘nda hekim olan Kadıköylü Herophilus ve Erasistratus insan kadavralarının diseksiyonunu uygulamıştır. Her iki hekimde kadavraları diseksiyon için kullanma izni olmasına rağmen; çok sayıda tabunun olması yaşamlarını yitirdikten sonra anatomik diseksiyonun popülaritesi azalmış ve yüzlerce yıl devam etmiştir. MS 1 yüzyıldan itibaren Galen, Aristoteles ve diğer Yunan hekimleri ünlü eserlerini insan vücudu anlayışına bağlayarak; anatomi ve fizyolojinin insan vücudunun incelenmesi öğretilecek en önemli yöntem olarak kabul görmüş, ancak insan diseksiyonunun yasak olması sebebiyle 12. yüzyıla kadar ciddi bir çalışma olmamıştır.

Anatominin Restoratörü

Anatomik diseksiyon; onursuzluk, ahlaksızlık ve etik olmayan davranışlarla ilişkilendirilmiş, çoğu dini inançlar ve tabulardan kaynaklanması halkın ve kilisenin inançlarına derinden yerleşmiştir. Kilise, belirli uygulamaları yasaklamak ve izin vermek için belirli fermanlar çıkararak 12. yüzyıl bir kez daha tutunmaya başlayan diseksiyon hala onursuz görülüyordu, ancak yasaklar kısmen kaldırılması ile Ocak 1315 tarihinde Bologna Üniversitesi‘nde İtalyan doktor, anatomist ve cerrahi profesörü olan “Anatominin Restoratörü” olarak bilinen Mondino de Luzzi; yüksekte geniş süslü sandalyesinde oturarak, Bologna Üniversitesi tıp öğrencileri ve diğer seyircilerin huzurunda idam edilen kadın bir mahkumu, hem anatomik metinden okuyarak cerrahi olarak fiziksel diseksiyonu gerçekleştirmiştir. Mondino, sistematik anatomi ve diseksiyon çalışmasını tıp müfredatına dahil eden ilk kişi olarak 1316 yılında yazdığı “Anatomia Corporis Humani“adlı eseri, bir diseksiyon kılavuzunun ilk örneği ve ilk gerçek anatomik metin olarak kabul edilmiştir. Mondino’nun çalışmalarının duyulması üzerine kaydedilen ilk ceset kaçırma, 1319 yılında mezar hırsızlığı nedeniyle tutuklanan dört tıp öğrencisi tarafından gerçekleştirilmiştir.

Leonardo da Vinci ve Anatomi

İnsan vücudunun incelenmesi doktor ve tıp öğrencilerin yanı sıra insan ve hayvan anatomisinin ayrıntılı çalışmaları, cesetlerin parçalanması; erken Rönesans dönemi hezârfenlerinden Leonardo da Vinci tarafından insan figürü çalışmalarını daha doğru bir şekilde tasvir etme çabasıyla kullanmıştır. Da Vinci’nin Anatomiye ilgisi, 1466 yılında Floransalı heykeltıraş ve ressam Andrea del Verrocchio‘nun yanında çırak olarak dış bir perspektiften inceleyerek; 1472 yılına kadar kaslar ve tendonlar gibi anatomik yapıların ayrıntılı versiyonlarını ustalıklı çizimler ve resimlerle uzmanlığını yansıtmıştır.

Leonardo-da-Vinci-Anatomi-CizimiDa Vinci’nin insan vücudunun tasvirine yaklaşımını, mimarlıkta kullandığı üç boyutlu perspektifleri kullanarak 1489 yılında bir kafatası çizmek için üç boyutlu perspektifler kullanılmıştır. Leonardo da Vinci‘nin anatomik çalışmalarının bir kısmı, “Resim Üzerine Bir İnceleme” adlı kitabında yayınlamıştır. Da Vinci, 1516 yılında, çalışmalarını ilerletebilmek için Floransalı anatomist profesörü Marcantonio della Torre ile ortak bir çalışma yürüterek; ilk olarak Floransa Santa Maria Nuova Hastanesi, Milano ve Roma’da bulunan hastanelerde 30’un üzerinde insan cesedi üzerinde diseksiyonlar yapmışlardır. Da Vinci, çalışmalarında rahimdeki insan fetüsünün doğal konumu ile birlikte anne ve doğmamış çocuğun kadavra aracılığıyla doğru bir şekilde çizen ilk kişi olmuştur. Da Vinci’nin kadavralar üzerinde yaptığı çalışmalar arasında göbek kordonu, rahim, rahim ağzı ve vajinanın ilk çizimlerini tasvir etmesinin yanı sıra doğum sırasında uterusun birden fazla bölmeye sahip olduğu inancını tartışmaya açmıştır.

İnsan Bedenini Sanat Yoluyla Tasvir Etme 

Da Vinci, 1504-1507 yılları arasında, ventriküler boşluklara bir tüp sıcak balmumu enjekte ederek, organların boşluklarının bir kalıbını çıkarmasının yanı sıra; beyni kazıyarak bir öküzün beyniyle deneyler yaparak, beyin ventriküler sisteminin araştırılmasında yardımcı olduğu kanıtlanmıştır. Da Vinci, bedeni sanat yoluyla daha iyi tasvir etmek için deri altında mekanik olarak neler olup bittiğini anlamak için dudakları hareket ettiren ayrıntılı kasları daha yakından gözlemlemek ve çizmek için kadavranın yüz derisini çıkarmıştır. Da Vinci, ayak ve ayak bileği üzerinde, omuzla ilgili çalışmalarının yanı sıra nöroanatomiyi ilk inceleyenlerden biri olarak; gözün optik sinirleri ve omurganın anatomisinin anlaşılması konusunda büyük ilerlemeler kaydetmiştir.

Andreas Vesalius ve De Humani Corporis Fabrica

16. yüzyılda modern insan anatomisinin babası olarak bilinen Brüksel’li Andreas Vesalius; bilgisini Galen’in bulguları ve insan kadavralarını incelemesine dayandırmıştır. Vesalius, tıp öğrencilerinin bir insanın vücut iç kısımlarının nasıl çalıştığını anlamaları için kadavralar üzerinde çok sayıda diseksiyon yapmıştır. Kadavralar Vesalius’un; Yunan doktor Galen tarafından yayınlanan beyin ve insan vücudunun belirli işlevleriyle ilgili önceki çalışma kavramlarını gözden düşürmesine yardımcı olmuştur.Andreas-Vesalius-De-Humani-Corporis-Fabrica-Kadavra

Vesalius, kadavralar üzerindeki çalışmalarının ardından genç sanatçılarla birlikte çizim ustaları ve tahta oymacıları ile iki yıl boyunca çalışarak; 1543 yılında anatomi konusunda “De Humani Corporis Fabrica” adını verdiği resimli kitabında toplamıştır. Bu kitap modern anatomik tedavinin ilki sayılmakla birlikte; 1555 yılında kalbin anatomik yapısı ile ilgili kısımlardaki hataları düzeltip eklemeler yaptıktan sonra bir özetini tekrar yayınlamıştır. Eser 7 kitap, 600 sayfadan, 17 tam sayfa çizimden oluşmakta olup; metin içinde çok sayıda şekil içermekte ve o günün koşullarında yapılmış ağaç baskıları en güzel örneklerinden biri olmuştur. Vesalius, çalışmaları ve diseksiyon için cesetlerin güvenliğini sağlayamaması nedeniyle idam edilmiş suçluların kadavralarını kullanmasının yanı sıra çizimlerinde sanat takdiri ruhunu kullanmak için ciddi önlemler alarak, illüstrasyonlara yardımcı olması için başka sanatçıları da işe almıştır.

Michelangelo

Rönesans dönemin sanatçısı Michelangelo di Lodovico Buonarroti Simoni‘nin insan formunu her açıdan tasvir edebilmek; kemik ve kasları daha iyi anlamak için karanlık bir morgda kadavraları mum ışığında incelemiştir. Michelangelo, Roma’da Sistine Şapeli‘nin tavanında bulunan “Adem’in Yaratılışı“nın resmi ve Floransa’da Galleria dell ‘Accademia‘da bulunan mermer “Davut” heykelini insan vücudunu daha doğru tasvir edebilmek için kullanmıştır.

Michelangelo Kadavra

Anatomi Dersi

17. yüzyılda Hollandalı cerrah Dr. Nicolaes Tulp tarafından 16 Ocak 1632 tarihinde Amsterdam‘da düzenlenen ve bir grup cerrahın katıldığı anatomi dersini, üzerinde deney yapılan kişinin bir gün önce silahlı soygunda yakalanarak idam edilen Aris Kindt‘e ait olan kadavra; Avrupa ve Hollanda sanat tarihinin en önemli ressamlarından biri olan Rembrandt Harmenszoon van Rijn, “Dr. Nicolaes Tulp’un Anatomi Dersi” adlı tabloyu, Andreas Vesalius tarafından yazılan “De Humani Corporis Fabrica” adlı anatomi kitabını sağ alt köşeye koyarak, cerrahi aletler ve kan olmadan tasvir etmiştir. Rembrandt, tabloyu tuval üzerine yağlı boya 216.5 x 169.5 cm. gerçek boyutlarda kullandığı ışık ayarı ile doğallık kazandırarak, tablonun merkezinde cesedin yüzü kısmen gölgeli oluşunu “umbra mortisölüm gölgesi tekniği“ni kullanarak ustalığını sergilemiştir.

Dr-Nicolaes-Tulpun-Anatomi-Dersi

Yeni keşifler ve ilerlemeler ışığında, diseksiyonun dinsel olarak ılımlılaştırılması önemli ölçüde gevşemesine rağmen; kadavra konusundaki algı hala olumsuz olmuş ve tek yasal kaynağı olarak genellikle asılarak infaz edilen suçluların cesetleri olmuştur. Suçlular ve aileleri diseksiyonu gerekli kılan, suç ve ölüm cezasından daha korkunç ve aşağılayıcı olduğunu savunmuş; ölen ya da yakında parçalanacakların, akraba ve arkadaşları cesetlerin anatomistlere teslimini durdurmaya çalıştıkları sırada çok sayıda kavga ve hatta isyan çıkarmıştır. Diseksiyonu ciddi suçlar işlemeye karşı bir tehdit olarak kullanan bazı hükümetler; bu endişelerden yararlanarak, 200’ün üzerindeki suçlara asılarak cezalandırılan suçların sayısını artırmışlardır. Yine de kadavralar daha da popüler hale geldikçe anatomistler kadavra elde etmenin başka yollarını bulmak zorunda kalmışlardır.

Anatomi Yasaları

18. yüzyılın başlarında ceset hırsızlarının çoğu doktor, anatomi profesörü ve tıp öğrencileri tarafından gerçekleştirilmiştir. Tüm dünyadaki üniversitelerden kadavra talepleri arttıkça insanlar mezar soymaya başlamış ve yerel anatomi profesörlerinin öğrencilerine kadavra üzerinden eğitim verebilmesi için cesetler satışa sunularak bir çok ülkeye nakledilmiştir. Mezar soygunları fakir kesimlerinden sonra varlıklı ve önde gelenleri etkileyince; New York’ta 5000 kişinin üzerinde bir topluluğun “1788 Diriliş İsyanı” olarak anılan ayaklanmasına yol açmıştır. İsyanda; doktor, anatomist ve tıp öğrencileri suçlanarak dövüldü ve altı kişinin ölümüne yol açmıştır. İsyan, ABD hükümeti tarafından ortaya konan “Anatomi Yasaları” gibi birçok yasal düzenlemeye yol açmasının yanı sıra bilimsel amaçlarla kadavra elde etmek için başka yollar açılmıştır.

Londra‘da bazı anatomistler kazılar gerçekleştirmeleri için 1802 yılından, 1830 yılına kadar tıp camiasında “diriliş adamları” olarak bilinen “Burkers Çetesi“ne para ödemiştir. Diriliş adamları bir çok tıp okuluna da kadavralar sağlıyor ve okulların yöneticileri bu adamları hapisten uzak tutmak için nüfuz kullanmıştır. İskoçya’da “Batı Limanı Cinayetleri” olarak bilinen, bilimsel araştırma amacıyla; 1827 ve 1828 yıllarında çok sayıda insan öldürüldüğü cesetler tıp okullarına kadavra olarak satılmıştır. Aynı yıllarda ABD’nin Illinois eyaletine bağlı Chicago şehrinde bazı kurbanlarının iskeletlerini tıp fakültelerine satan HH Holmes adında bir seri katil çıkmıştır. İlk olarak Massachusetts eyaleti 1830 yılında sahipsiz cesetlerin diseksiyon için kullanılmasına izin vermesinin ardından her eyalette kanunlar çıkarılarak mezar soygunlarının ortadan kaldırılması sağlanmıştır. 1832 yılında Birleşik Krallık Parlamentosu tıp biliminde diseksiyonlar gerçekleştirmek için yasadışı ceset ticaretine karşı halkın tepkisine tepki olarak organları bağışlama ve ilgili Anatomi Yasasını yürürlüğe sokmuştur.

Vücut Bağışı

20. yüzyılın başlarında kadavra üzerinde diseksiyon giderek daha fazla kabul görmüş olsa da; Amerikan halkı tarafından büyük ölçüde dini, yoksulluk ve sahipsiz bedenlerle ilişkilendirilen incelemelerden dolayı onaylanmamıştır. Diseksiyonun olumlu taraflarını anlatmak için; New York’ta önde gelen 200 kadar doktor, ölümlerinden sonra bedenlerini kadavra olarak bağışlayacaklarını kamuoyuna açıklayarak olumsuzluklara karşı yardımcı olmuştur. Doktorların bedenlerinin tıp eğitimi için bağışı ve diğer çabalar ufak tefek yollarla yardımcı olmasına rağmen; insanların beden bağışı ile ilgili düşünceleri, damgalanma ve çevre faktörü ile birlikte tüm dünyada cenaze endüstrisinin yozlaşması, ölüm maliyetleri, dini inançlar ve tabular beden bağışının yönünü belirlemektedir. Vücut bağışı sadece bilimsel ilerlemeler ve keşiflere yol açmakla kalmadı; aynı zamanda tarih boyunca hayatların kurtarılmasına da yol açmıştır.

Vücudun Ayrışma Aşamaları

Ayrışmanın ilk aşaması; yaygın olarak kendi kendini sindirmektedir. Vücut hücreleri, kendi sindirim enzimlerinin etkisiyle yok etmektedir. Enzimler, aktif bir işlem olarak değil, hücrelerde aktif işlemlerin durması nedeniyle hücrelere salınmaktadır. Kendi kendini sindirme sonucunda genel olarak cilt katmanları arasına sızarak, cildin soyulmasına neden olan sıvı oluşmaktadır. Bu aşama mevcut olduğunda sıvı uçarak göz, burun deliği, ağız, kulak, açık yaralar ile vücudun diğer açıklıkları olan deliklere yumurta bırakmaya başlamasının ardından sineklerin yumurtadan çıkmış larvaları deri altına girererek vücudu tüketmeye başlamaktadır.

Ayrışmanın ikinci aşaması; bağırsakta bulunan bakteriler nedeniyle erken çöküşün sıkışıp kalması ile içinde biriken gaz ve ince bağırsağın vücudun dokularını yıkmasıyla şişkinlik başlamaktadır. Büyük ölçüde karında başlayan şişkinlik, bazen ağız, dil ve cinsel organlarda meydana gelmesi genellikle ayrışmanın ikinci haftasında gerçekleşmektedir. Şişkinlik ve gaz birikimi, vücutta bulunan gazın kaçması için yeterince ayrışana kadar devam etmektedir.

Ayrışmanın üçüncü ve son en uzun aşaması; vücudun daha büyük yapılarının parçalandığı ve dokuların sıvılaştığı çürümedir. İlk olarak parçalanan sindirim organları, beyin ve akciğerlerdir. Kaslar, bakteri ve hayvanlar tarafından yutulmasının ardından normal koşullar altında organlar üç hafta sonra tanınmaz hale gelmektedir. Bozunma hızı, sıcaklık ve çevre gibi birçok faktöre bağlı olarak sıcak ve nemli ortamlarda vücut daha hızlı parçalanmasının yanı sıra; leş tüketen hayvanlar, çürüyen vücut kısımlarını tükettikleri için iskeletin açığa çıkmasına da neden olmaktadır. Genellikle bir kaç yıl içinde insan bedeninden geriye kalan tek şey iskelettir. Asit açısından zengin olan topraklarda, iskelet sonunda temel kimyasallarına dönüşmektedir.

Araçların Daha Güvenli Hale Gelebilmesi İçin Kadavra Testi

İlk kaydedilen Kadavra testlerinin kullanımı; 1930’lu yılların sonlarında Wayne State Üniversitesi’nin biyomekanik mühendisi Prof. Lawrence Patrick tarafından insan vücudu üzerinde yüksek hızda çarpışmaların etkileri hakkında veri toplamak üzerine ciddi çalışmaya başlayarak; bir otomobil kazasında insan vücudunun ani, şiddetli kuvvetlere nasıl tepki verdiğine dair ilk veri setlerini geliştirmek için iki tür test deneği kullanmıştır.

Prof. Patrick, ilk test deneği olarak insan kadavrasını yüksek hızlı bir kazada yaşanan ezilme ve yırtılmalara karşı insan vücudunun dayanma yeteneği hakkında temel bilgiler elde etmek için Wayne State Üniversitesi’nin asansör boşluğundan aşağıya çelik plakaların üzerine atması ile bir kütleye uygulanan ivmeyi ölçen ham ivmeölçerlerle donatılmış kadavralar otomobillere bağlanarak, kafa kafaya çarpışmalar ve araç devrilmelerine maruz bırakılmıştır. Prof. Patrick, testini insan kafatasının herhangi bir hasar görmeden önce bir saniye boyunca bir buçuk tona kadar dayanabileceğini öğrenerek başlamıştır.

Albert King‘in 1995 yılında Journal of Trauma‘da yayınladığı “Yaralanmayı Önlemede Kadavra Araştırmasının İnsani Yararları“, makalesinin araştırmaları; 1930’lu yılların sonundan 1987 yılına kadar uygulanan tasarım değişiklikleri sonucunda kadavra araştırmaları yılda 8500 hayat kurtardığı, 300.000’in üzerinde kişinin yaralanma, kullanılan her kadavra için her yıl 61 kişinin emniyet kemeri taktığı için hayatta kaldığı, 147 kişinin hava yastığı nedeniyle yaşadığı ve 68 kişinin ön cam darbesinden kurtulmasının yanı sıra Kadavra kullanımı, Ford 2011 Explorer‘da tanıtılan şişirilebilir arka emniyet kemerlerine katkıda bulunmuştur.

Kadavralar, ön camlardan emniyet kemeri, hava yastıkları gibi araçların güvenlik özelliklerine ilişkin yönergelerin belirlenmesine yardımcı olmasının yanı sıra motorlu araçları daha güvenli hale getirmiştir.

Kadavra

Kadavralar bilim camiasında bir çok farklı alanlarda kullanılması insan vücudunun anatomisi ile ilgili önemli bilgiler vermiştir. Kadavralar, insan vücudunu derin bir düzeyde incelenmesine izin vererek; vücut parçalarının ve organların tanımlanması ile işleyişinin nasıl olduğuna dair önemli tıbbi gelişmelerin yolunu açmıştır. Günümüzde kadavralar, insan anatomisi hakkında daha fazla bilgi edinmek için tıp ve cerrahi alanlarda giderek daha popüler hale gelmiştir. Cerrahlar, ilgi alanı dahilindeki olası sapmaları belirlemek için canlı hastalarda cerrahi prosedürlerden önce kadavralar diseke edilerek incelenmektedir. Teknolojinin gelişmesiyle beraber yeni tip cerrahi prosedürler; bir kadavranın diseksiyonundan elde edilen ön bilgi ile ortadan kaldırılabilecek prosedür dahilinde birçok tedavinin önünü açmasına rağmen; kadavra temini tüm dünyada yaşanan bağış sıkıntısı nedeniyle güçlükle sağlanmaktadır.

Hakkında hipokratist

Ayrıca Kontrol Et

Karantina

Karantina

Karantina, bulaşıcı hastalıklarda şüpheli görülen belli bir yer ve/veya bölgenin giriş-çıkışları kontrol altına alınarak, hastalığın …

Bir cevap yazın