Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages

Adli Tıp

Adli Tıp bilim dalının varlığı; hukuk ve tıp karşılıklı olarak bir etkileşim içinde olduğu M.Ö. 3000 yıllarına dayanmaktadır.

Mısır’da baş yargıç Pharaoh Zoser’in özel hekimi olan İmhotep aynı zamanda ilk adli tıp uzmanı olarak kabul edilmektedir. Adli tıbbı ilgilendiren ilk belgeler eski hukuk belgelerinin içinde yer almaktadır. M.Ö 1400’lü yıllarda Babil’de Hammurabi Kanunları ilk olmak üzere Çin, Eski Mısır, Hindistan, İran, Roma ve Yunanistan’dan günümüze ulaşabilen belgeler bulunmaktadır. Hammurabi Kanunları’nda tıbbi uygulamalar ile ilgili hükümler; hekimlerin hakları, yükümlülükleri ve hekim hatalarına bağlı hukuki ve cezai sorumlulukları yer almıştır. Bu kanunlarda suçlar ve hekimlere uygulanacak cezalar hastanın sosyal konumuna göre belirlenmiştir. M.S. 483 – 565 yılları arasında Bizans döneminde Justinian Kanunu’nda adli tıpla ilgili olarak birçok hüküm bulunmaktadır.

Avrupa’da Adli Tıp

Avrupa’da Ortaçağ döneminde başlayan adli tıp ile ilgili bazı önemli hukuksal düzenlemeler yapılmıştır. Almanya’da Bamberg adlı bir rahibin ortaya koyduğu kanunlar Bamberg Kanunu ile adli tıbbın hukuki esasları ortaya konulmuştur.

Adli Tıp asıl gelişmesini 19. yüzyılda başlamıştır. Bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeler sayesinde ayrı bir bilim haline gelmiştir. Avrupa’da ve Amerika’da adli bilimler ile ilgili birçok kuruluş ve organizasyonun ortaya çıkmasına yol açmıştır.

Osmanlı Dönemi Adli Tıp

Osmanlı Devleti döneminde hakkında kesin bir bilgi yoktur. 1453 yılından itibaren ölenlerin ve öldürülenlerin gömülmeleri Adli vak’alarda şer memuru görevlisinin sözü ve kanaati geçerli olmuştur. Bursa‘da 1649 yılında bir davaya ait karar hekimlere de mahkemelerde görev verildiği görülmüştür.

Otopsi uygulamasına dini inanışlar nedeniyle uzun süre karşı çıkılmış, yasal şekilde hekimlerin Adli vak’alarda bilgilerinden yararlanılması gecikmiştir. İlk yasal hekimlerle ilgili kayıtlar 1840 yılında çıkarılan Ceza Kanunname-i Hümayun‘unda bulunmaktadır. Ceza Kanunname-i Hümayun‘unda şahısların dövülme, yaralanma, ırz ve namus, cinayet gibi olaylarda; hekimlerden yararlanılmalı bulunmakla beraber, öldürme olayında keşfe giden şer memuru ile birlikte güvenilir ve bilgili bir hekim bulundurulması kabul edilmiştir.

1851 yılında kabul edilen Kanunu Cedit ve 1858 yılında yenilenen Ceza Kanunu ile Hekimlerin Adli Görevleri genişletilmiştir. Sarhoşluk, sahtekarlık, kız kaçırma, çocuk düşürme, çocuk öldürme, akıl hastalığı, fark etme ve sorumlu olma konuları için hekim görüşü istenilmiştir.

Tıbb-i Kanuni

Osmanlı Devletinde tüm sağlık işleri 1839 yılına kadar hekimbaşının sorumluluğuna verilmiştir. 1839 yılında Mektebi Tıbbıye-i Şahane kurularak; Meclisi Umuru Tıbbiye-i Mülkiye sivil sağlık işlerini yürütmekle görevli kılınmıştır. Avusturya’dan gelen Dr. Charles Ambroise Bernard’ın eğitimde önemli rolü olmuş ve ilk kez 1841 yılında “Tıbb-i Kanuni” adı ile Kadavra üzerinde anatomi öğretimi başlamıştır. Hristiyan ölüler için otopsi izni veren bir ferman çıkmış; ilk otopsi başına sırık düşerek ölen bir işçinin cesedine uygulanmıştır. 1857 yılında Tıbbi ve Adli Komisyonu kurularak Adli Tıbbın başlangıcı ortaya çıkmıştır. 1867 yılında ilk sivil tıp fakültesi olarak kurulan Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye’de adli tıp dersi vermek üzere Agop Handanyan görev almıştır. Agop Handanyan’ın Fransızcadan çevirerek yayınladığı Adli Tıp ve Adli Kimya kitapları bulunmaktadır.

1869 yılında Umuru Tıbbiye-i Mülkiye İçişleri Bakanlığına bağlanır, bugünkü Sağlık Bakanlığı görevlerini üstlenen Sıhhiye Müdüriyeti Umumiyesi, Tıbbi ve Adli Komisyonu da buraya bağlanmıştır. 1879 yılında Usulü Muhakematı Cezaiye Kanunu kabul olunur. Hekimlere yeni sorumluluklar getirilerek, İstanbul‘da Zabıta nezaretine bağlı Zabıta Tababeti Adliyesi Şubesi kurulmuştur. Hekimlere de otopsi yapma yetkisi verilerek, resmen Mekteb-i Tıbbiye otopsi yapmaya başlamıştır.

1908 yılında İstanbul‘da otopsi yapmakla görevli Tıbbiye-i Mülkiyeye bağlı Morg idaresi ile Kimyahane idaresi kurulmuştur. 1910 yılında Mecanin Müşahedahanesi kurulmuştur. 1915 yılında Sıhhıye Müdüriyeti Sağlık Bakanlığı olarak ülke sağlık işlerini yürütmeye başlamıştır. 1917 yılında Adalet Bakanlığı‘na bağlı Adli Tıp Müessesesi ve Meclisi kurularak, reisliği’ne Dr. Veliyeddin Tahsin Bey atanmıştır.  Morg idaresi, Kimyahane idaresi ve Mecanin Müşahadehanesi müesseseye bağlanarak; Adli Tabiplik Teşkilatı kurulmuştur.

Cumhuriyet Dönemi Adli Tıp

İstiklal Savaşı sırasında Ankara‘da ve İstanbul‘da ayrı ayrı çalışan Adli Tabiplik Teşkilatı; Cumhuriyet döneminde 1926 yılında çıkarılan bir yasa ile yeniden Adli Tıp Müessesesi olarak teşkilatlanıp İstanbul‘da görevini sürdürmeye başlamıştır.

Tıbbi Adli Müessesinin otopsi yapmakla görevli Morg, Şimik tetkik ve analizler yapmakla görevli kimya, akıl hastalıkları ile ilgili konuları inceleyen Müşahedehane Müdürlüklerine 1953 yılında Fizik Tetkikler Şubesi ilave edilmiştir.

1982 yılında müessese Adli Tıp Kurumu adı altında yeni bir düzenlemeye tabi tutulmuştur.

Hakkında hipokratist

Ayrıca Kontrol Et

Biyofizik

Biyofizik

Biyofizik, fizik prensipleri ile teknikleri, metodları ve aletleri canlı organizmalarla ilgili çalışmalarda; biyolojik süreçlerin aydınlatılmasında …